A vitaminini unutmayın! Mevsim meyvesi gibisi yok. Strese son vermenin 15 yolu

Kendinizi değil kilonuzu yakın

·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  YAZARLAR  
·  SÖYLEŞİ  
·  EKONOMİ  
·  POLİTİKA  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  KADIN & YAŞAM  
·  SAĞLIK  
·  MUTFAK  
·  ÇOCUKLAR  


  DÜŞÜNCELER

            Hidayet Kayaalp

 

h.kayaalp@web.de








KAİDEYİ İSTİSNALAR BOZAR

“Resmigeçit  tırtırları”nı bilir misiniz?

Bende yeni öğrendim...Bir çeşit böcek türüymüş. En büyük özellikleri de çıkıntılık yapmadan birlikte hareket etmeleri ve “dairenin içinde kalmaya” dikkat etmeliriymiş. Tek besin kaynaklarıda  bizim bazı yörelerde “çam yaprağı” dediğimiz sivri çam uçlarıymış.

Zoologlar (hayvan bilimcileri) bir odaya devasa bir saksı yerleştirerek bu böceklerin davranışlarını incelemeye almışlar...Saksının ortasına çam uçlarını, yani tırtırların nevalelerini doldurup   kenarlarına da bu böcekleri dizmişler... Önündekini takip etmeye başlıyan böcekler saatlerce saksının etrafında  dönüp durmuşlar...  Tabi birmüddet sonra da dermanları tükenmiş ve toplu halde yere düşüp ölmüşler...

Eğer o böceklerden birisi kafasını çevirip saksının ortasına yönelebilseydi, yani “istisna” olabilmeyi göze alsaydı, orada kendileri için gerekli olan besin kaynağına ulaşmış olacaklar ve ölmiyeceklerdi!..

Bizi hep “istisnalar kaideyi bozmaz” diye yetiştirdiler; anladınız mı nasıl bir zehirli dolma yuttuğumuzu!

Yaşadığımız bu üç boyutlu evrende bir çok şey gibi sosyal ve siyasal olguların da dualiteye bağımlı olduğu idda edilir; yani eski tabirle, “Her şey zıttı ile kaim” denmek istenir.

Bu durumun evrensel bir kural olup olmadığı tartışmalıdır. Bizim tasavvur eksikliğimiz yüzünden ortaya çıkan çelişkiler bilinmeden durum vuzuha kavuşturulamaz!

Tabiat olaylarındaki bağlantılılık ilkesini ele alan sosyal bilimciler, işin öznesini hesaba katmadan durumu sosyal alana taşıdıklarında, ortaya çıkan yanılgılarını “istisna” sözçüğüyle geçiştirme kurnazlığına düşerler...

Tabiat olayları arasındaki ilşki tartışılmayacak biçimde ‘Bağlantı Yasası’ ile izah edilir; zaten evrenselliği de bu yüzdendir. Meselâ, suya bırakılan hamam tası, Bursa’daki  hamamda da, Sandıklı’daki havuzda da batmayacaktır...Suyun kaldırma gücü her yerde ve her zaman şaşmadan bir yasayı takip eder...Dalından kopan elma, altında yatan Newton bile olsa “Çekim Yasası” gereği  kafasına düşmekten çekinmeyecektir...Kısacası, tabiat olayları veya  nesneler arasındaki ilişkiler Evrenin Sahibi tarafından önceden belirlenen yasalara  bağlanmıştır...Çünkü Allah, bilinç vermediği bir şeye mesuliyet yüklemiyor.

İnsan kendsine bilinç verilmiş az sayıdaki yaratılmışdan birisidir. Dahası var! İnsan belki de, kendisine seçme özgüğrlüğü bahşedilen tek yaratıktır!.. İrade gücünü, hayal gücünü hiç konu etmeyeceğim. İnsana verilen seçme özgürlüğü, insanı konu edinirken, çok iyi düşünmemizi gerektirecek bir husutur.

Sosyal olayların  öznesi insandır.
Dikkat edilsin! Olayları insan yaratır, demiyorum! Böyle bir zırva, “iman sahibi” birinin tüm çabalarını iptal eder, geçersiz kılar!
Kâinatın Sahibi, konu insan ve insanı ilgilendiren toplumsal olaylar olduğunda kader çizgisini insanın  beyninden dolandırarak (Biz, onların kaderlerini boyunlarına astık./ Kur’an-ı Kerim) ona  tercih hakkı sunmaktadr; yaratan yine hep O’dur!
İşte sosyal olayların öznesi insandır, derken bunu kasdediyoruz.

İnsan her zaman farklı tercihlerde bulunma avantajına sahiptir!
Geçmişte bu avantaşını kullanmaması veya az kullanması bu durumu değiştirmez!
Diğer yandan, bir durumun bir tek istisnası bile olsa,  o durumun  evrensel olma iddaası ortadan kalkar!
Evrensel Yasalara tabi olmayan hiç bir şey “değiştitrilemez” hükmünde değildir!
O halde, zulmün tasallutunun ve sömürü düzenlerinin durumu insanların seçimlerini gözden geçirmelerine bağlıdır!

Geçmişte yaşanmış benzer toplumsal olaylardan yola çıkarak, “Bu işler hep böyle olur” söylemi geliştirmek, sonra da bu söylemleri bilimsel kavramlarla ambalajlayarak  evrensel kurallar sınıfına sokmak ve daha sonra da sosyal psikolojinin eğitim paradignması haline getirerek kitleleri  yılgınlığa düşürmek, en hafinden hokkabazlıktır!..

Son zamanlarda ülkemizde ortaya çıkan bazı insanî ve islâmî talepleri dillendiren gençlere karşıda aynı tutum sergilenerek daha işin başında sesleri boğulmaya çalışılıyor. İhsan Eliaçık’ın öncülüğünde gelişen bu soylu hareketi susturabileceklerine hiç ihtimal vermiyorum.

Bir kere bu hareket mensuplarının hiç bir ideolejiye yaslanma ihtiyacı duymayacak kadar iman sahibi, kavi müslümanlar oldukları anlaşılıyor!..Merhum  Cemil Meriç’in “deli gömleği” dediği ideolejilerden herhangi birini  islâma yaslanarak ayağa kaldırma gayreti, bu kadar tecrübeden sonra “mümin feraseti”ne çarparak param-parça olmaya mahkum beyhude bir çaba olmaktan öteyede geçemez...

Bırakalım Ebuzer’in başına gelenleri, İhvan-ı Suffa’yı tersten yansıtma gayretlerini veya Şeyh Bedrettin’in akibetini bir yana; geçtiğimiz yüzyılda Kafkaslar’da müslüman kavimlerin başlarına gelenleri bilmek bile,  bizleri  ideolejik tuzaklara düşmekten koruyacak tecrübe sandıklarına ulaştırır: Eğer aralarında “iyi polis kötü polis” rollerini paylaşmadılarsa Lenin, Kafkaslar’daki Müslüman-Türk kavimlere  “ gelin meşveret edelim” diyordu...İsmet Özel’in “Sovyet Şûra Demektir” adlı makalesinde belirtiği gibi, sık sık Kur’an’a atıfta bulunuyor ve “Allah’ta Adem’i yaratırken meleklerle meşveret etmedi mi?” diye soruyordu!...Lenin’in bu yaklaşımı gerçekten büyüleyici idi... “Sovyet” isminin, Arapca şura manasına geldiğini ve  Sovyet Ordusuna ilk dönemde “Yeşil Ordu” dendiği hesaba katılırsa,  Lenin’in sözleri kulak tıkanacak cinsten  gözükmüyordu...Ve hemen karşılğını da buldu: Sultan Galiyev, “bu bize uyar” dedi...Gailyev’in, “bize uyar” dediği,  sistemin “kominal” yaklaşımlarıydı. Müslümanlar arasında yardımlaşma ve paylaşma ibadet sayıldığı gibi, ibadetlerin de en faziletlisi idi.  “Bizim dinimize ve dilimize dokunmazsanız ben varım” diyen Galiyev, hemen işe koyuldu...

Benim Sultan Galiyev’le ilgili kanaatim “romantik bir devrimci”  olmanın ötesinde ileri görüşlü, köklerine bağlı bir lider” olduğu yönündedir. Hamaset erbabının “iyi ama kominist değil miydi?” itirazına “Cevher Dudayev’i nasıl bilirdiniz?” demekle iktiva edeceğim.

Değerli düşünce adamı ve araştırmacı Mahmut Aşkar, “ Kendi Eksenine Dönüş” adlı kitabında “Şark’ı Garp’ta keşfettim” diyor. Bu sözler bana Sultan Gailyev’i bir kez daha hatırlattı. Galiyev, Şark’ta durup, Garb’ı en doğru teşhis eden ender şahsiyetlerden birisidir.İlk dönem Sovyet Kominist Hareketi’nin öncüleri arasında yer almasına rağmen bırakın Batı’yı, Avrupa işci sınıfına bile mesafeli durmuştur! “Avrupa’da İşci partileri iktidara gelse bile güvenmemeli çünkü onlar sömürüden pay almaya alışmışlardır” sözü Galiyev’e aittir! Bu sözlerin müslümanca çözümü “Mazlumun hakkını yiyen, kim olursa olsun haramzadedir; onunla yola gidilmez!” şeklinde yapılabilir...

Sözün burasında Aşkar’ın kitabına dönelim: “Batı’nın düşünce kalıpları içinde, kapitalist sağcı, sosyalist solcudur. Batı bu kavramlarla daha tanışmadan bin üç yüz sene evvel, ‘Evin bir kapsından fakirlik girdi mi, diğer kapsından çıkan din olur’ diyen Ebuzer Giffari’yi anlayabilmek için Sosyalizm’in çökmesini, kapitalizmin insandaki insanlığı öldürmesini mi beklemek gerekirdi?..”

Aşkar’ın tesbitleri can yakıcı, ama doğru değil mi?

İşlerimizde bir sakatlık, gerileme ve bozgun söz konusu olduğunda söylemlerimizi değil, niyetlerimizi sorgulayalım. İçine heva ve heves karıştırdığımızda, en kutsal davaları bile kirleterek kendi elimizle  şeytana  teslim etmiş oluruz!

Allah, “şeytanın salih kullarım üstünde bir etkisi olamaz” müjdesini veriyor. “Salih kul” olmaya adandığımızda her şeyin rengi değişmeye başlayabilir...

Dünya düzeninin şarlatanları tarihteki tüm erdemli olguları ve şahsiyetleri ya gizlerler, ya da çarpıtarak yansıtırlar. Çok sıkıştırısanız, o zaman da “canım bunlar istisna; istisnalar kaideyi bozmaz” deyip işin içinden sıyrılmaya çalışırlar...

Onların o söylemi “resmigeçit tırtırı” haline getirdikleri toplumlar için belki doğru olabilir...

Ama biz biliyoruz ki, insanlık tarihi içinde, geçmişte olduğu gibi, gelecekte de KAiDELERİ HEP İSTİSNALAR BOZACAKTIR!”


SAYFA BASI


Yazarın diğer yazıları:

KAİDEYİ İSTİSNALAR BOZAR
VİCDAN  KOMASI
TEBESSÜM
“AYIK OLMAK LAZIM”
GİZLİ HAFIZA
AŞAMALI  PUTPERESTLİK
EŞEK PAZARINDA BORSA KRİZİ
AN(N)A  AŞKI
ZİHİN KAŞINTISI
TANRILAR KUDUZ MU OLUYOR ?
ÇAKMA LİDERLİK
‘SÖZLERİNİZE DİKKAT EDİN’
EVET... EVET... EVET ARKADAŞLAR..!
“ÜSTÜNÜZÜ GİYİNİN ÜŞÜRSÜNÜZ”
ATIB KURULTAYI
LAMI CİMİ YOK
OYNAMADAN GÜLEBİLMEK
HÜSEYİNSİZLEŞEN TOPLUM RAYDAN ÇIKAR
YİĞİTLER YÜKSEKTE ÖLÜR...
YEN İÇİNDEN KOKU GELİYOR
BEN ASYA’LI BİR KÖYLÜYÜM
ADEM’İN ŞERLİ ÇOCUKLARI
Aşk yolunda bir soylu rehber: Yunus Emre 
SÖZE AYAR VERMEK
KÜRESEL  BÜYÜCÜLÜK
HÜSEYİN  ÜZMEZ’E AÇIK MEKTUP
İNİLTİ
BÖLÜNMÜŞ SEVDA
Sehpaya uygun boyacı mı aranıyor
Mumla eriyen umutlar
Düşünmek farzmıdır?
Demokrasinin çişimi geliyor
Söğüt’ün sevenleri
Kış Raporu
Kasıntı Kütürü
Asrın Belasına Çözüm...
Eşeklerin Gizemli Dünyası
İletişim Kavşağının İşaret Levhaları:İlgi Kalıpları
Ertuğrul Gazi Ve Dursun Fakıh Ve...
Kendimizle İletişim
Övgülerle sövgüler arasında
Değişimin Zihinsel Aşamaları
İletişim kanalları ve farklı davranışlar
NLP ve Biz
Kabaklı köyün ahalisi ve NLP
"Değişim mi, Gelişim mi?"


 

   
SAYFA BASI

Mahmut Aşkar

Avrupa’da Ramazanlaşmak
Avrupa’da Ramazan’ı yaşamak, oruçlu olmak Türkiye’dekine benzemez: Orada oruçlu olmayan “öteki”, burada ise oruçlu olan...
 Devam

Hidayet Kayaalp

EVET... EVET... EVET ARKADAŞLAR..!
Milletimizin hafızası baskılarla, darbelerle, itip kakmalarla sekteye  uğratılmış olabilir ve bir “unutkanlık dönemi”  içinde bulunabiliriz! Devam

Yakup Yurt

Belçika’da Siyasi Akrobasi...
Mevcut Anayasaya göre üç Bölgeli Belçika Federal Devletinde kuzey ile güneyin siyaseten ayrıştıkları ve hiçbir konuda anlaşamadıkları gün gibi aşikar. Devam

Prof. Dr. Hacı Duran

Kurucu İktidarın Anayasası
Bu üç Anayasayı göz önünde bulundurursak, bunlardan hangisi kurucu iktidarın hazırladığı Anayasadır?  Devam

Ozan Yusuf Polatoğlu

YAZIKLAR İSRAİL’E
Korsan devlet ayıbı
Böyle vurdu sahile..

Devam

Prof. Dr. Ramazan Demir

“Açılım” Hukuku ve Sonuçları...
“Demokratik açılım” diye milleti uyutmaya çalıştıkları komediye artık Türk milleti “mizah konusu” yaptı.
Devam

Yakup Tufan

SALDIRGAN İSRAİL VE “MAVİ MARMARA” BASKINI
Artık yalnız kınamak yetmez! Artık ciddi adım atılması lazımdır! İsrail’in bu saldırgan,  pervazsız ve çılgın tutumuna bir son vermek lazımdır! Devam

Ayten Kılıçarslan

Hilal Sezgin’in Mihriban’ı
Almanca’yı bir edebiyat dili olarak en iyi kullanan kalem üstadlarından Hilal Sezgin; hem Almanca hem de Türkçe’ye doğmuş bir yazar. Devam

Leman Kuzu

AMAÇ DOĞRUYU BULMAK!
Hangi parti başa gelirse gelsin, halkın sorunlarını çözecek sistemler üretelim! 
Devam

Mehmet Ali Aladağ

Bizim Sofistike ve
Komplike Aydın
Eğer bu söylediklerini sen anladıysan, ben de senin gibi olayım... Kafası karışık, zihni bulanık, şaşkın herif! Devam

Nurdoğan Aktaş

‘’Beyaz Hüzün’’e ‘’Merhaba Olsun’’
Batı Avrupa ülkelerinde yaşayanlar Türkülerin gücünü en iyi bilen ve bilmesi gereken insanların başında gelirler.  Devam

Orhan Aras

BAĞIMSIZLIK RUHU
Proğram bittiğinde hepimiz Azerbaycan doluyduk. Dili dilimizde, sevinci yüreklerimizde, hasreti dudaklarımızda ve geleceğinin aydınlığı da gözlerimizdeydi. Devam

Ali Kılıçarslan

“Müslümanı Avrupalılaştırmak”
Avrupa’nın mı islamlaştığını, bir başka deyişle müslümanlaşacağını öğrenmek isteyenler, özellikle Almanya Türkleri’nin geleceği hakkında fikir yürütenler, bu kitabı mutlaka okumalılar. Devam

Şefik Kantar

Batı cephesi bildiğiniz gibi
İçedönük Alman politikalarının temelinde; Almanlığı ve Alman İslamı’nı dayatma, ne şekilde olursa olsun kabul ettirme düşüncesi yatıyor.
Devam

Nuran Yelkenci

8 Mart Dünya Kadınlar Gününde Müslüman Türk Kadınının Yeri...
Ev ekonomisini en iyi şekilde yönetebilen akıllı, eğitimli bir kadın neden ülkeyi
 yönetemesin?
Devam

Muhsin Ceylan

Eğitim masallı uyum yalanları...
Günümüzdeki uyumla alakalı sıkıntıların sebeplerinin mevcut kanun ve uyugulamalar olduğunu Sayın Bakan bilmez mi? Devam

Üzeyir Lokman Çaycı

Çocuklar bizim!
Gerekirse suç işlenen bölgelere psikologlar, spor öğretmenleri, antrönerler,  spor salonları, kütüphaneler,  götürülmelidir... Devam

Umut Bulut

Kalıbınıza tüküreyim

Tofiq Abidin

RAŞİT DEMİRTAŞ a  UĞURLU YOL
 

İsmail Tüysüz

BİZDEN ÖNCE MASALLARIMIZ GELMİŞ

Doğan Tufan

Bizans Oyunlarına dikkat