A vitaminini unutmayın! Mevsim meyvesi gibisi yok. Strese son vermenin 15 yolu

Kendinizi değil kilonuzu yakın

·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  YAZARLAR  
·  SÖYLEŞİ  
·  EKONOMİ  
·  POLİTİKA  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  KADIN & YAŞAM  
·  SAĞLIK  
·  MUTFAK  
·  ÇOCUKLAR  


  DÜŞÜNCELER

            Hidayet Kayaalp

 

h.kayaalp@web.de







VİCDAN  KOMASI

                               “Hayatmın en mühim prensibi, kimseye hiçbir
                             şekilde adaletsiz davranmamaktır.” (Socrates)

Niyetim başka şeyler yazmaktı ama, aylardan beri   vicdanımı dürtüp duran garip  duygu yine yoklayıverdi... Kendimi zorlayarak bu duyguyu kelimelerin diline çevirmeye çalıştığımda, iç sesimin bana “vicdan komasından çık!” demekte olduğunu farkettim...

Peki ne olmalıydı bu vicdan koması? Vicdan hiç komaya girer miydi? Doğrusu bende ilk kez bu kavramla tanışıyordum; ama sarstı beni! Sonra düşünmeye başladım... İlk aklıma gelen şey ünlü Fransız romancısı Vıctor Huga’nın şu sözü oldu:”İyi olmak kolay; zor olan adil olmaktır.”

“İyilik” göreceli bir kavramdır, milletlerin ve  toplumların değer yargılarına göre şekillenir. Ancak adalet olgusu evrensel bir kavram olup,  herkesi bağlayan belli prensipleri vardır. Çocuğunu bağlı bulunduğu kabile reisi adına kurban etmek, o kabile için “iyilik”sayılsa bile, bu durum dünyanın neresinde yapılırsa yapılsın adalet prnsiplerine ters düşer!

Peki bu evrensel  adalet anlayışına ters düşen hareketlere ses çıkarmayan fertlerin ve toplumların vicdanları yok mu? Elbette var! Çünkü vicdan sadece insana, doğuştan verilmiş bir lütuftur; tıpkı bilinç, irade ve seçme özgürlüğü gibi... Diğer yandan vicdan,  kullanılmadığı zaman insanın derin yapsına inerek varlığını orada  koma halinde devam ettirir. Ama o, insanda hiçbir zaman yok olmaz.. Eğer insan bir gün seçimini adaletten yana yaparsa, vicdan da yeniden uyanmaya başlar. Meseleye böyle baktığımızda vicdanla adalet duygusu arasında çok kalın bir bağ bulunduğunu farkederiz... Yani, adalet duygusu gelişmemiş kişi ve toplumların vicdan komasına girmeleri adeta kaçınılmaz olur! İşi kanuna kitaba uydurarak yapmak her zaman adaletle sonuçlanmaz. Kağıt üzerinde sonuçlandırılsa bile vicdanlarda makes bulmaz!

Peki insan bunu nasıl anlar?
Sezgileriyle... Rönösancı aydınlar bu sezgi sözünden pek hoşlanmazlar ama, üzgünüm, o yere göğe sığdıramadıkları “modern bilmin” sonuçları da  durumun böyle olduğunu söylüyor! Daha çok bir “Sol Beyin” ürünü olan mantığa dayalı kanunların vicdanla uyumsuzluğu söz konusu olduğunda, “Sağ Beyin” ürünü olan sezgiler vicdanın habercisi olarak devreya giriyor...

Bu noktada bazı insanlar kurnazca bir seçim hilesi  yaparak “iyilik” üzerinden  vicdanı yine pasivize yolunu gidebilirler... Hem de  adelet metaforlarını kullanarak...Meselâ yüz yıllar öncesi, Diçle kenarında kurdun musallat olduğu  koyunun hikayesini anlatıp, sözü orada bırakmak...  Bu durum kişiyi pekâlâ adalet suyuna batırılmış “iyi”  insan yapabilir;.acak bunu şu anda mahallenizdeki aslanın iniltilerine kulak tıkayarak yaparsanız vicdan komasından çıkmış sayılmazsınız.”  

Vicdan bağlantılı adalet sahiplerinin en nefret ettikleri şeylerin başında genellemer yapmak gelir...Onlar her durumu kendi bağlamı içinde değerlendirdikerinden asla sapla  samanı birbirne karıştırmazlar...

Meselâ onlar, görüşlerinden dolayı Hayrettin Karaman’a gafil, Süleyman Ateş’e zındık, Fetullah Hoca’ya kaçkın, Mustafa İslâmoğlu’na Şii, Şia’ya da sapkın diyen Cübbeli Ahmet’in bilerek veya bilmeyerek müfsit durumuna düştüğünü söylemekten çekinmezler ama, Cübbeli’nin de “Beyaz kadın ticareti” suçlamasıyla içeride bulunmasını “saçmalık”olarak telakki ederler..

Onlar hep şu soruyu sorarlar:
Hanefi Avcı halâ niye tutuklu?  Şahsen kendisini hiç tanımasalar bile, onların vicdanları Hanefi Avcı’nın memleketine zarar verecek bir kişi olduğu iddasını asla onaylamaz...

Onaylamaz çünkü...
Onlar, üstün kalibrasyon yeteneğinin ötesinde, Yüce Rehber’in (ona selâm olsun)  “Müminin  feraseti vardır” kutlu sözünün ışığında yürürken, İslâmın  Tevhid’den sonra gelen en önemli ayağının Adalet olduğunu  farketmişlerdir...

Hidayet Kayaalp

20.Ağustos 2012


SAYFA BASI


Yazarın diğer yazıları:

VİCDAN  KOMASI
TEBESSÜM
“AYIK OLMAK LAZIM”
GİZLİ HAFIZA
AŞAMALI  PUTPERESTLİK
EŞEK PAZARINDA BORSA KRİZİ
AN(N)A  AŞKI
ZİHİN KAŞINTISI
TANRILAR KUDUZ MU OLUYOR ?
ÇAKMA LİDERLİK
‘SÖZLERİNİZE DİKKAT EDİN’
EVET... EVET... EVET ARKADAŞLAR..!
“ÜSTÜNÜZÜ GİYİNİN ÜŞÜRSÜNÜZ”
ATIB KURULTAYI
LAMI CİMİ YOK
OYNAMADAN GÜLEBİLMEK
HÜSEYİNSİZLEŞEN TOPLUM RAYDAN ÇIKAR
YİĞİTLER YÜKSEKTE ÖLÜR...
YEN İÇİNDEN KOKU GELİYOR
BEN ASYA’LI BİR KÖYLÜYÜM
ADEM’İN ŞERLİ ÇOCUKLARI
Aşk yolunda bir soylu rehber: Yunus Emre 
SÖZE AYAR VERMEK
KÜRESEL  BÜYÜCÜLÜK
HÜSEYİN  ÜZMEZ’E AÇIK MEKTUP
İNİLTİ
BÖLÜNMÜŞ SEVDA
Sehpaya uygun boyacı mı aranıyor
Mumla eriyen umutlar
Düşünmek farzmıdır?
Demokrasinin çişimi geliyor
Söğüt’ün sevenleri
Kış Raporu
Kasıntı Kütürü
Asrın Belasına Çözüm...
Eşeklerin Gizemli Dünyası
İletişim Kavşağının İşaret Levhaları:İlgi Kalıpları
Ertuğrul Gazi Ve Dursun Fakıh Ve...
Kendimizle İletişim
Övgülerle sövgüler arasında
Değişimin Zihinsel Aşamaları
İletişim kanalları ve farklı davranışlar
NLP ve Biz
Kabaklı köyün ahalisi ve NLP
"Değişim mi, Gelişim mi?"


 

   
SAYFA BASI

Mahmut Aşkar

Avrupa’da Ramazanlaşmak
Avrupa’da Ramazan’ı yaşamak, oruçlu olmak Türkiye’dekine benzemez: Orada oruçlu olmayan “öteki”, burada ise oruçlu olan...
 Devam

Hidayet Kayaalp

EVET... EVET... EVET ARKADAŞLAR..!
Milletimizin hafızası baskılarla, darbelerle, itip kakmalarla sekteye  uğratılmış olabilir ve bir “unutkanlık dönemi”  içinde bulunabiliriz! Devam

Yakup Yurt

Belçika’da Siyasi Akrobasi...
Mevcut Anayasaya göre üç Bölgeli Belçika Federal Devletinde kuzey ile güneyin siyaseten ayrıştıkları ve hiçbir konuda anlaşamadıkları gün gibi aşikar. Devam

Prof. Dr. Hacı Duran

Kurucu İktidarın Anayasası
Bu üç Anayasayı göz önünde bulundurursak, bunlardan hangisi kurucu iktidarın hazırladığı Anayasadır?  Devam

Ozan Yusuf Polatoğlu

YAZIKLAR İSRAİL’E
Korsan devlet ayıbı
Böyle vurdu sahile..

Devam

Prof. Dr. Ramazan Demir

“Açılım” Hukuku ve Sonuçları...
“Demokratik açılım” diye milleti uyutmaya çalıştıkları komediye artık Türk milleti “mizah konusu” yaptı.
Devam

Yakup Tufan

SALDIRGAN İSRAİL VE “MAVİ MARMARA” BASKINI
Artık yalnız kınamak yetmez! Artık ciddi adım atılması lazımdır! İsrail’in bu saldırgan,  pervazsız ve çılgın tutumuna bir son vermek lazımdır! Devam

Ayten Kılıçarslan

Hilal Sezgin’in Mihriban’ı
Almanca’yı bir edebiyat dili olarak en iyi kullanan kalem üstadlarından Hilal Sezgin; hem Almanca hem de Türkçe’ye doğmuş bir yazar. Devam

Leman Kuzu

AMAÇ DOĞRUYU BULMAK!
Hangi parti başa gelirse gelsin, halkın sorunlarını çözecek sistemler üretelim! 
Devam

Mehmet Ali Aladağ

Bizim Sofistike ve
Komplike Aydın
Eğer bu söylediklerini sen anladıysan, ben de senin gibi olayım... Kafası karışık, zihni bulanık, şaşkın herif! Devam

Nurdoğan Aktaş

‘’Beyaz Hüzün’’e ‘’Merhaba Olsun’’
Batı Avrupa ülkelerinde yaşayanlar Türkülerin gücünü en iyi bilen ve bilmesi gereken insanların başında gelirler.  Devam

Orhan Aras

BAĞIMSIZLIK RUHU
Proğram bittiğinde hepimiz Azerbaycan doluyduk. Dili dilimizde, sevinci yüreklerimizde, hasreti dudaklarımızda ve geleceğinin aydınlığı da gözlerimizdeydi. Devam

Ali Kılıçarslan

“Müslümanı Avrupalılaştırmak”
Avrupa’nın mı islamlaştığını, bir başka deyişle müslümanlaşacağını öğrenmek isteyenler, özellikle Almanya Türkleri’nin geleceği hakkında fikir yürütenler, bu kitabı mutlaka okumalılar. Devam

Şefik Kantar

Batı cephesi bildiğiniz gibi
İçedönük Alman politikalarının temelinde; Almanlığı ve Alman İslamı’nı dayatma, ne şekilde olursa olsun kabul ettirme düşüncesi yatıyor.
Devam

Nuran Yelkenci

8 Mart Dünya Kadınlar Gününde Müslüman Türk Kadınının Yeri...
Ev ekonomisini en iyi şekilde yönetebilen akıllı, eğitimli bir kadın neden ülkeyi
 yönetemesin?
Devam

Muhsin Ceylan

Eğitim masallı uyum yalanları...
Günümüzdeki uyumla alakalı sıkıntıların sebeplerinin mevcut kanun ve uyugulamalar olduğunu Sayın Bakan bilmez mi? Devam

Üzeyir Lokman Çaycı

Çocuklar bizim!
Gerekirse suç işlenen bölgelere psikologlar, spor öğretmenleri, antrönerler,  spor salonları, kütüphaneler,  götürülmelidir... Devam

Umut Bulut

Kalıbınıza tüküreyim

Tofiq Abidin

RAŞİT DEMİRTAŞ a  UĞURLU YOL
 

İsmail Tüysüz

BİZDEN ÖNCE MASALLARIMIZ GELMİŞ

Doğan Tufan

Bizans Oyunlarına dikkat