A vitaminini unutmayın! Mevsim meyvesi gibisi yok. Strese son vermenin 15 yolu

Kendinizi değil kilonuzu yakın

·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  YAZARLAR  
·  SÖYLEŞİ  
·  EKONOMİ  
·  POLİTİKA  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  KADIN & YAŞAM  
·  SAĞLIK  
·  MUTFAK  
·  ÇOCUKLAR  


  DÜŞÜNCELER

            Hidayet Kayaalp

 

h.kayaalp@web.de





GİZLİ HAFIZA

Ben toplumların da fertler gibi gizli hafızaları olduğuna inanırım.
Birileri sizin aklınızı istediği kadar çelsin, eğer gizli hafızanıza doğru şeyler  doğru şekilde ekilmişse uzun süre “eğri yol”da kalamazsınız.

Tabi bunun tersinden işleyişini de hesaba katmak zorundayız... Gizli hafızasına olumsuz şeyler ekilmiş bir insan, bilinçli aklına hitap edilerek “salah çizgisi”ne çekilse bile bu uzun süreli olmayacaktır!

Modern psikolojinin ‘bilnçaltı’ olarak tanımladığı gizli hafıza olgusunu son zamanlarda  sosyal bilimcilerinde ele  alarak kendi alanlarına taşıdıklarını ve bunu ‘toplumsal hafıza’ diye kavramlaştırdıklarını sevinerek müşahade etmekteyiz. Ancak, tarihe modern bilmin paradigmalarına yaslanarak ve hep onun gözlüklerini takarak bakmak bizi her zaman doğru sonuçlara götürmeyebilir! Nitekim bu gözlükleri kullananlardan bazılarının tarihimizin yüz, yüz elli yıl öncesini bile sim-siyah görerek korku nöbetleri geçirdiklerine hep beraber şahit olduk.

Modern tanımlamaların dışına çıkarak da tarihle ve gerçekle ilşişki kurabiliriz... “Ama, nasıl?” sorusunun cevabı çok basit: Gizli hafızamızla ilişkiye geçerek!

Konuyu toplumsal alana taşımadan önce ayıp kaçmazsa kendimden bir örnek vermek isterim: Yaşım 50’yi aşmaya başlayınca zihnime düşen bir sözü sık sık mırıldanmaya başladım: “Oğlum! Herkes bildiğinin alimi, bilmediğinin cahilidir.”
Çoğu insanın bildiğini sandığım bu söz, dışarıdan bakılınca sıradan bir sözmüş gibi gözükürken  neden beni bu kadar meşgul ediyordu?  Sözün izini sürmeye başladım ve buldum; bu söz bana ilk kez çocukluğumda anam tarafından söylenmişti. Yani bu söz benim ‘gizli hafızama’ anam tarafıdan kodlanmış ve  en çok ihtiyaç duyduğum bir zamanda da bilinçli beynime geçiş yaparak görevini icra etmeye başlamıştı! Peki, benim ihtiyaç duyduğum şey ne idi?
 Haddini bilmek! Evet, haddimi bilmem gerektiği gerçeğini bilinçli beynim bir türlü kabullenemiyordu! Çünkü “Ben biliyordum” ve “Ben haklıydım.”

İlkokul dışında bir eğitim alamamanın düşürdüğü kompleks sarmalından kurtulmak öyle kolay iş değil doğrusu! Ben bu işi, kendimi okumaya vererek kapatmaya çalışmış olanlardan olabilir miyim? diye sorarım zaman zaman kendime... Okumanın tabi sonuncu bazı şeyleri bilmektir ama, bu bilgi kontrollü geliştirlimesse sizi ukela da yapar! Hele hele gizli hafızanıza işlenmiş “Değer Sistemleri” ile çatışırsa ortaya üç sonuç çıkar:
Ya, gizli hafızadan üst beyne ulaşan sinyalleri farkederek, iki beyin arasında uzlaşmayı sağlayacak “uyum yasaları”nı devreye sokarsınız...
Ya, iki beyin arasındaki çatışmayı seyrederek bilinçaltının mutlak zaferini gözlemlersiniz...
Ya da, “Ben bu işte yokum” diyerek delirme hakkınızı kullanrsınız!..

Rahmetli anam, okuyup yazması bile olmayan ümmi bir kadındı... Ne, Joseph Murphy’nin  bilinçaltı kuramından haberi vardı... Ne, Erwin Schrödinger’in kedisini bilirdi... Ne de, parçaçık fiziğine takılarak  atomaltı evrenlere açılmışlığı vardı... Ama onun, binlerce yıldır Türkmen aşiretleri arasında yaygın olan mani ve ninnileri çok iyi bildiğinden eminim.
İşte onlardır  bizim gizli hafızalarımıza  değerlerimizi kotlayan!

Sadece bizim mi?
Hayır! Fertler ve toplumlar  olduğu kadar, toplumu idare eden ve edeceklerde bu usulle programlanırlar! Doğan çocuğun kulağına yürekten okunan her ezan temel kuant alanına indiğinden merkez beyinde yerini alır!..

Eğer son günlerde “Fetih 1453” filmini izlediyseniz, bu söylediklerimizden Fatih’in gizli hafızasının Akşemsettin tarafından programlandığı yaygın görüşünü tekralarsınız... Bu bilginin eksik olduğunu düşünüyorum...
Akşemsettin, kuşatma uzayınca Fatih’in bunalıma girdiği bir anda işe müdahil olarak onun ‘gizli hafızası’ ile bağlantıyı kurar: “Unutma! Sert rüzgarlar yüksek dağlarda eser”

Fatih’in gizli hafızası daha o bir yaşında bile değilken Hacı Bayram-ı Veli tarafından programlanmıştır... Olayı anlatayım: Yıl 1432, Edirne Başkent... Osmanlı, fetret dönemini yeni atlatmış toparlanma yolunda. O sıralar Sultan 2.Murat’a, “Ankara’da kıpırdanma var!” haberi ulaşır. Tahkikat sonunda “Hacı Bayram-ı Veli adında bir ihtiyarın başına bir çok kalabalıklar topladığı”anlaşılır. Padişah durumu anlamak için kendisinin Edirne’ye gtirilmesini ister. Görüşmeler sonunda Padişah, Hacı Bayram-ı Veli’nin siyasette- saltanatta gözü olmadığı fikrine vararak rahatlar. Hatta onun sarayda  kalmasını rica eder ve böylece de onun sohbetlerinden yararlanmayı amaçlar.
O sıralar 2.Mehmet henüz bir kaç aylık kundakta bir bebektir. Zaman zaman Hacı Bayram-ı Veli’nin de hazır olduğu ortamlarda küçük Mehmet babasının yanına getirilir... Yine böyle bir ortamda Hacı Bayram-ı Veli, 2.Murat’a bir soru sorar:
“Hünkarım! İstanbul’u fethetmeyi düşünür müsünüz?”
Cevap sislidir:
“Evet... İstiyorum da... Bilmem nasıl olur?”
2.Murat’ın kafası karışıktır. Kafası karışık ve kararsız insanların  birşey yapamayacağını bildiğinden olmalı ki, Hacı Bayram-ı Veli kundakdaki Mehmet’i kucağına alarak, bir Ezan-ı Şerif okuduktan sonra hünkarım der:
“İstanbul’u bu çocuk fethedecektir! Ve buna şimdiden Fatih demelesiniz!”
Fatih’in gizli hafızasına temel kodlama yapılmıştır!
Bundan sonra da annesi, babası ve diğer bakıcıları da  bu sözü tekrarlıyarak bu alanı hep diri tutarlar...

Toplumlarda fertler gibi canlı birer organizmadır. Derin hafzasında ne varsa onu dışarı çıkartır ve sergiler. Asıl olan gizli hafızalara kazınan değerlerin kalitesidir.

Ben milletimizin gizli hafızasının insanğlığın hayrı için nefes alan salih insanlar tarafınadan programlanmış olduğunu düşünüyorm.

Ve bu hafıza  uyanıp harekete geçmiştitir...

Çünkü dünyanın bu gün her zamankinden daha çok salih insanlara ihtiyacı vardır!

Hidayet Kayaaalp

27 Şubat 2012


SAYFA BASI


Yazarın diğer yazıları:

GİZLİ HAFIZA
AŞAMALI  PUTPERESTLİK
EŞEK PAZARINDA BORSA KRİZİ
AN(N)A  AŞKI
ZİHİN KAŞINTISI
TANRILAR KUDUZ MU OLUYOR ?
ÇAKMA LİDERLİK
‘SÖZLERİNİZE DİKKAT EDİN’
EVET... EVET... EVET ARKADAŞLAR..!
“ÜSTÜNÜZÜ GİYİNİN ÜŞÜRSÜNÜZ”
ATIB KURULTAYI
LAMI CİMİ YOK
OYNAMADAN GÜLEBİLMEK
HÜSEYİNSİZLEŞEN TOPLUM RAYDAN ÇIKAR
YİĞİTLER YÜKSEKTE ÖLÜR...
YEN İÇİNDEN KOKU GELİYOR
BEN ASYA’LI BİR KÖYLÜYÜM
ADEM’İN ŞERLİ ÇOCUKLARI
Aşk yolunda bir soylu rehber: Yunus Emre 
SÖZE AYAR VERMEK
KÜRESEL  BÜYÜCÜLÜK
HÜSEYİN  ÜZMEZ’E AÇIK MEKTUP
İNİLTİ
BÖLÜNMÜŞ SEVDA
Sehpaya uygun boyacı mı aranıyor
Mumla eriyen umutlar
Düşünmek farzmıdır?
Demokrasinin çişimi geliyor
Söğüt’ün sevenleri
Kış Raporu
Kasıntı Kütürü
Asrın Belasına Çözüm...
Eşeklerin Gizemli Dünyası
İletişim Kavşağının İşaret Levhaları:İlgi Kalıpları
Ertuğrul Gazi Ve Dursun Fakıh Ve...
Kendimizle İletişim
Övgülerle sövgüler arasında
Değişimin Zihinsel Aşamaları
İletişim kanalları ve farklı davranışlar
NLP ve Biz
Kabaklı köyün ahalisi ve NLP
"Değişim mi, Gelişim mi?"


 

   
SAYFA BASI

Mahmut Aşkar

Avrupa’da Ramazanlaşmak
Avrupa’da Ramazan’ı yaşamak, oruçlu olmak Türkiye’dekine benzemez: Orada oruçlu olmayan “öteki”, burada ise oruçlu olan...
 Devam

Hidayet Kayaalp

EVET... EVET... EVET ARKADAŞLAR..!
Milletimizin hafızası baskılarla, darbelerle, itip kakmalarla sekteye  uğratılmış olabilir ve bir “unutkanlık dönemi”  içinde bulunabiliriz! Devam

Yakup Yurt

Belçika’da Siyasi Akrobasi...
Mevcut Anayasaya göre üç Bölgeli Belçika Federal Devletinde kuzey ile güneyin siyaseten ayrıştıkları ve hiçbir konuda anlaşamadıkları gün gibi aşikar. Devam

Prof. Dr. Hacı Duran

Kurucu İktidarın Anayasası
Bu üç Anayasayı göz önünde bulundurursak, bunlardan hangisi kurucu iktidarın hazırladığı Anayasadır?  Devam

Ozan Yusuf Polatoğlu

YAZIKLAR İSRAİL’E
Korsan devlet ayıbı
Böyle vurdu sahile..

Devam

Prof. Dr. Ramazan Demir

“Açılım” Hukuku ve Sonuçları...
“Demokratik açılım” diye milleti uyutmaya çalıştıkları komediye artık Türk milleti “mizah konusu” yaptı.
Devam

Yakup Tufan

SALDIRGAN İSRAİL VE “MAVİ MARMARA” BASKINI
Artık yalnız kınamak yetmez! Artık ciddi adım atılması lazımdır! İsrail’in bu saldırgan,  pervazsız ve çılgın tutumuna bir son vermek lazımdır! Devam

Ayten Kılıçarslan

Hilal Sezgin’in Mihriban’ı
Almanca’yı bir edebiyat dili olarak en iyi kullanan kalem üstadlarından Hilal Sezgin; hem Almanca hem de Türkçe’ye doğmuş bir yazar. Devam

Leman Kuzu

AMAÇ DOĞRUYU BULMAK!
Hangi parti başa gelirse gelsin, halkın sorunlarını çözecek sistemler üretelim! 
Devam

Mehmet Ali Aladağ

Bizim Sofistike ve
Komplike Aydın
Eğer bu söylediklerini sen anladıysan, ben de senin gibi olayım... Kafası karışık, zihni bulanık, şaşkın herif! Devam

Nurdoğan Aktaş

‘’Beyaz Hüzün’’e ‘’Merhaba Olsun’’
Batı Avrupa ülkelerinde yaşayanlar Türkülerin gücünü en iyi bilen ve bilmesi gereken insanların başında gelirler.  Devam

Orhan Aras

BAĞIMSIZLIK RUHU
Proğram bittiğinde hepimiz Azerbaycan doluyduk. Dili dilimizde, sevinci yüreklerimizde, hasreti dudaklarımızda ve geleceğinin aydınlığı da gözlerimizdeydi. Devam

Ali Kılıçarslan

“Müslümanı Avrupalılaştırmak”
Avrupa’nın mı islamlaştığını, bir başka deyişle müslümanlaşacağını öğrenmek isteyenler, özellikle Almanya Türkleri’nin geleceği hakkında fikir yürütenler, bu kitabı mutlaka okumalılar. Devam

Şefik Kantar

Batı cephesi bildiğiniz gibi
İçedönük Alman politikalarının temelinde; Almanlığı ve Alman İslamı’nı dayatma, ne şekilde olursa olsun kabul ettirme düşüncesi yatıyor.
Devam

Nuran Yelkenci

8 Mart Dünya Kadınlar Gününde Müslüman Türk Kadınının Yeri...
Ev ekonomisini en iyi şekilde yönetebilen akıllı, eğitimli bir kadın neden ülkeyi
 yönetemesin?
Devam

Muhsin Ceylan

Eğitim masallı uyum yalanları...
Günümüzdeki uyumla alakalı sıkıntıların sebeplerinin mevcut kanun ve uyugulamalar olduğunu Sayın Bakan bilmez mi? Devam

Üzeyir Lokman Çaycı

Çocuklar bizim!
Gerekirse suç işlenen bölgelere psikologlar, spor öğretmenleri, antrönerler,  spor salonları, kütüphaneler,  götürülmelidir... Devam

Umut Bulut

Kalıbınıza tüküreyim

Tofiq Abidin

RAŞİT DEMİRTAŞ a  UĞURLU YOL
 

İsmail Tüysüz

BİZDEN ÖNCE MASALLARIMIZ GELMİŞ

Doğan Tufan

Bizans Oyunlarına dikkat