·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


  NETYAZI

     Ali Kılıçarslan

 

a.kilicarslan@web.de


 

TÜRKİYE GÖÇ VAKFI

 Türkiye, göç(men) veren ülkelerin ilk sıralarında yer almaktadır. Son yıllarda, Türkiye’ye geri dönüşlerde bir artış gözlense bile, yurtdışına göç hareketi farklı şekillerde sürmektedir. Bazı Avrupa ülkelerinin, dil testi gibi uygulamalarla engelleme çabalarına rağmen, özellikle “aile birleşimi” çerçevesinde devam eden göç hareketi, göçün ilk başladığı 1960’lı yıllarda olduğu gibi beraberinde “emek ve beyin göçü”nü getirmektedir.

Türkiye, ilk emek (iş gücü) göçü anlaşmasını 30 Ekim 1961 tarihinde Federal Almanya Cumhuriyeti ile imzalamıştır. Devam eden yıllarda da başta Hollanda, Belçika, Fransa, Avusturya, İsveç, Danimarka, İngiltere olmak üzere diğer Avrupa ülkelerine işgücü göçü gerçekleşmiştir.

Seksenli yıllardan sonra göç hareketi, özellikle Arap ülkelerine, doksanlı yılların başından itibaren de Asya kıtasına yönelmiştir. Bugün, Amerika’dan Kanada’ya, Avustralya’dan Japonya’ya, Finlandiya’dan Rusya’ya, Ortadoğu’dan Afrika ülkelerine kadar dünyanın dört bir yanına emek ve beyin göçü sürmektedir. Kısaca, göç süreci farklı şartlarda da olsa devam etmektedir.

30 Ekim 2011 tarihinde, “Federal Almanya’ya Türkiye’den İşgücü Göçünün 50. Yılı” geride kalacaktır. Bunu, gelecek yıllarda diğer ülkelere gerçekleşen göç hareketleri takip edecektir. Özetle; 2010’lu yıllar, başta Almanya olmak üzere diğer ülkelere göçün 50. yılına girdiği yıllar olacaktır.

Göç hareketi yarım yüzyıllık bir süreçten sonra, özellikle göç edilen ülkelerde yeni bir boyut kazanmıştır. Göç hareketi çok yönlü bir süreçtir. 50 yıl önce Türkiye’den göç edenler, göçmenlikten vatandaşlık konumuna geçtiler. Göç edip yerleştikleri ülkeleri “yeni yurt”, bir başka deyişle “ebedi mekan” olarak benimsediler.

Yarım yüzyıllık göç tarihi hakkında araştırmalar yapılmış, dökümentasyonlar hazırlanmış, sempozyumlar düzenlenmiş olsa da, bunların yetersiz olduğu, düzenli olarak ele alınamadığı ve yeni stratejiler geliştirilmek üzere sistemli olarak farklı alanlardaki değerlendirmelere konu yapılamadığı bir gerçektir.
Kısaca; Türklerin yurt edindikleri ülkelerdeki yeni durum ve konumları, Türkiye ile ilişkileri, sorunları ve özellikle geleceğe dönük beklentileri hakkında araştırmalar yapmak ve stratejiler belirlemek gayesiyle artık bir “TÜRKİYE GÖÇ VAKFI” kurulmasının zamanı gelmiştir.

TÜRKİYE GÖÇ VAKFI bünyesinde Göç Araştırmaları Enstitüsü, Göç Arşivi ve Göç Müzesi kurulmalıdır. Bu, 50 yıllık göç tarihinden sonra sadece bir ihtiyaç değil, aynı zamanda bir vefa borcudur.

Vakıf, her yıl hem Türkiye’de hem de sırasıyla göçün 50.yılına girdiği ülkelerde birer sempozyum düzenleyerek yaptığı araştırmaları kamuoyuna sunmalıdır. Vakfın ana gayesi, bir veri ve bilgi toplama merkezi olmanın da ötesinde, geleceğe yönelik göç stratejilerini belirlemek, göç ve göçmenlikten kaynakların yeni durum ve statüleri değerlendirmek ve olası sorunlara çözümler üretmek olmalıdır.

Vakfın merkezi Türkiye’de, bir şubesi de Almanya’da açılmalıdır. Almanya hem en fazla Türkiye kökenli vatandaşın yaşadığı hem de diğer Avrupa ülkelerine ulaşımda merkezi noktadadır.
Vakfın, diğer ülkelerle de ortak çalışması öngörülmeli ve koordineli bir şekilde çalışabilecek temsilcilikler belirlenmelidir. İhtiyaçlara göre bu ülkelerde farklı yapılanmalara gidilebilir.

Geçmiş bilinmeden, yaşanılan zaman anlaşılamadan gelecek aydınlatılamaz ve kurulamaz.

TÜRKİYE GÖÇ VAKFI, geçmişin ışığında bugünü ve geleceği aydınlatacaktır.

Hürriyet (Avrupa), 07.01.2010


SAYFA BASI

Yazarın diğer yazıları:

TÜRKİYE GÖÇ VAKFI
Almanya’da Türk Varlığı
Şüpheler mutlaka giderilmeli
Kölnarena Konuşması/Buluşması
Koch’a siyasi ahlak dersi
Marco Paşa
Oy hakkı sözü ne oldu?
“Almanca'yı Koruma Yasası” mı?
Dönüş düşüncesi
Made in Germany
İlk kadın başbakan
Yeni meclis, eski kafa
AB’nin hutbe rahatsızlığı
Utandıran Pano
Doğru yazalım, doğru konuşalım!
Anti-İslam kampanyası
Sömürge Medeniyeti
Milletin parasıyla içki içmek
40 yıl önce 40 yıl sonra
Uyum mu, Kıyım mı?
Zihniyet Krizi
   
SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

Ali Kılıçarslan
TÜRKİYE GÖÇ VAKFI
Mahmut Aşkar
Bir İnsan İnşa Etmek
Ayten Kılıçarslan
Almanya’nın rotası
M. Ali Aladağ
Alman Bastırınca....
Hidayet Kayaalp
Kış Raporu
Osman Seçmez
Dalgalar kıyıya yaklaşmıştır
Sebahattin Çelebi
Sende şarkılar ölür...
Haldun Çancı
Büyük Karara Doğru
Prof. Dr. Berhan Yılmaz
Peygamberi Doğru Anlamak
Yılmaz Kuzucu
Evlenmek mi zor, anlaşmak mı? Veya  neden illa Aile?
Yakup Yurt
Tarihte ve gelecekte kadının yeri
Veli Kalli
Gurbet Çilesi
Nuran Yelkenci
Sen de Haklısın, Sen de Haklısın, Sen de!
Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR
Güzel İstanbulumuz şantiye alanı mı olacak?
Şefik Kantar
Her şey hayallerle başlar
Prof. Dr. Ümit Özdağ
Avrupa Birliği "Faşizmi"
Orhan Aras
Bizi Hangi Dünyada Öldürüyorlar Kardeşler
Mustafa Can
Ben Uyumdan Yanayım, Ya siz..........
Hasan Kayıhan
3 Ekim Beyannamesi
Betül Parlar
Hey du...
Fikret Ekin
Türkiye’nin “Sorunu”
Şensel Aşkın
Bilginin/Doğruların Etkinliği
Üzeyir Lokman Çaycı
Siyah Çelişkiler
İsmail Tüysüz
Son İki büyük Revulusyonda İstanbul`un Önemi
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bili