·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


  NETYAZI

     Ali Kılıçarslan

 

a.kilicarslan@web.de


Made in Germany

ALMANYA’DA özellikle iki Almanya’nın birleşmesinden sonra, Göç(men) Politikası’nın ana hatlarının “Made in Germany” anlayış ve algılayışına göre şekillendiği söylenebilir.

Ne demek “Made in Germany” (Alman yapımı/Alman malı) anlayışı ve algılayışı? Alman(lar)a göre, Alman(lar)a uygun hale getirilmiş, alman(ya)laştırılmış... Bu mal veya insan olsun, hiç fark etmez. Burada önemli olan, her şeyin alman(ya)laştırılarak “Made in Germany” şekline dönüştürülmesidir.

Bu dönüşüm sürecinden en çok ülkedeki göçmenler nasiplerini alıyorlar. Örnek mi? İstemediğiniz kadar!

1 Ocak 2006 tarihinde Baden-Württemberg Eyaleti’nde yürürlüğe koyulan “zihniyet testi” katıksız bir “Alman malı”dır, yani zerre kadar hammaddesi bile yurtdışından ithal edilmemiştir. Bu ülkede geçmişte benzer uygulamalar olduğu için, parça/fikir ithaline gerek kalmamıştır. Bu açıdan medyaya “vicdan testi” olarak yansıyan bu ayrımcı, aşağılayıcı, dışlayıcı ve hatta yasalara aykırı “zihniyet testi” uygulaması, kelimenin tam anlamıyla bir “Alman markası” olmuştur: “Made in Germany”... Ve tarihe de bir “Alman yapımı” olarak geçecektir.

Elbette örnekler sadece “zihniyet testi” ile sınırlı değil. Okul bünyesinde, teneffüslerde bile Türk çocuklarının ana dilleri Türkçe’yi konuşmalarının engellenmesi, eş birleşimi yaşının 21’e çıkarılması, camilerde Almanca hutbe okunmasının zorunlu hale getirilmek istenmesi, Türkiye’den öğretmen ve imam gelmesine karşı çıkılması, İslam din dersi öğretmenlerinin ve imamların ille de bu ülkede yetiştirilmesi için dayatılması, İslam din dersinin Almanca verilmesi, Türkçe konuşma yasağının spor salonlarına, alışveriş merkezlerine hatta sokaklara kadar sıçraması, her şeyin alman(ya)laştırılarak “Made in Germany” şekline dönüştürme sürecinin bir sonucudur.

“Made in Germany” süreci, her gün yeni önerileri gündeme taşıyor. Federal İçişleri Bakanı Wolfgang Schaeuble’nin (CDU) gündeme getirdiği son öneri, başka türlü nasıl anlaşılabilir ve yorumlanabilir?

Bilindiği gibi Schaeuble (CDU), göçmenlerin Almanya’ya gelmeden önce “dil testi”ne tabi tutulmasını istiyor. Yani Almanya’ya gelmek isteyen Türkler, Türkiye’de Almanca öğrenecekler ve “Almanca testi”ni kazanırlarsa, Almanya’ya gelebilecekler. Özellikle köylerden, ilçelerden hatta küçük şehirlerden Almanya gelmek isteyenler, acaba nerede ve nasıl Almanca öğrenecekler? İmkanları olmayanlar, Almanca öğrenmek için en az altı ay Almanca kursu bulunan büyük şehirlere gidemeyecekleri de bilindiğine göre, acaba bu insanlar Almancayı nerede öğrenecekler? Eğer bu öneri yasalaşırsa, Almanca öğrenemeyenler “Almanca testi”ni kazanamayacakları için Almanya’ya gelemeyecekler. Hem eş birleşimi yaşının 21’e çıkarılması hem de “dil testi” uygulamasının yürürlüğe sokulmak istenmesinin asıl gayesi ne(ler) olabilir?

Schaeuble’de öneri mi yok? Son bombasını Alman tarihi hakkında yeni bir tartışma başlatarak patlattı ve Alman vatandaşlığına geçmek isteyenlerin “Alman tarihini kabul” ettiklerini açıklamaları gerektiğini belirtti: “Kim Alman olmak istiyorsa, Alman geçmişini, kendi milli geçmişi olarak kabullenmek zorundadır.” (1)

Şimdi açık konuşalım: Schaeuble, “Alman geçmişi/tarihi” derken herhalde “Nazi Almanyası”nı da kastediyor. Tarih bir bütün olduğuna göre, acaba Alman vatandaşlığına geçmek isteyenler, “Nazi tarihi hariç, Alman tarihini kabul ediyorum” diyebilecekler mi, yoksa bütün Alman tarihini kabul etmek zorunda mı kalacaklar?

Schaeble’ye göre “1945’den sonra doğanlar da milli kimlik olarak geçmişin, günümüzün ve geleceğin sorumluluğuna sahipler.” (2) Öyleyse, sonradan Alman (vatandaşı) olanlar da bu sorumluluğu üstlenmelidirler. İşte, katıksız, saf Alman malı bir fikir:
Made in Germany...

“Alman tarihini kabul” dayatmasının sebebi, sonradan Alman (vatandaşı) olanları da tarihi suçlara ortak etmek değilse, başka ne(ler) olabilir?

Bütün bu çok “normal öneri” gibi görünen dayatmalar, 21. yüzyılda demokratik bir hukuk devletinde gündeme getiriliyor. Eğer bunlar, dünyanın bir başka ülkesinde gündeme getirilse, insan hakları ihlâli sayılır ve kıyametler kopar. Fakat bu ülkede kopmaz!
Çünkü; “burası Almanya”dır! (Hier ist Deutschland) İşinize gelirse...

“Burası Almanya” diyenlere ağızlarının payını verdiğinizde aldığınız cevap hep aynıdır: ”Beğenmiyorsanız evinize/ülkenize gidebilirsiniz!”

“Burası Almanya” diyerek kestirip atan(lar)la hiç muhatap oldunuz mu veya en azından bu sözü hiç duydunuz mu, bilemiyorum, fakat yıllardır edindiğim tecrübelerime dayanarak söylüyorum: Burası gerçekten Almanya!

Bir gün göçmenlerin kanlarının değişmesini de önerirler ve alınlarına da “Made in Germany” damgası vurmaya kalkarlarsa, hiç şaşırmayın! Çünkü, bütün öneriler geçmişi hatırlatıyor! 2000 yılında değişen 1913 yılına ait Alman Vatandaşlık Yasası, “kan bağı” esasına dayanıyordu.

Burası Almanya; her şey Almanca, Alman yapımı yani “Made in Germany” olmalıdır!

Bu ülkede farklılığı zenginlik olarak gören ve benimseyen çağdaş, demokrat ve hoşgörülü insanlar da var; fakat onların sesleri henüz yeterince yankı bulmuyor. 

1-
Deutsche Vergangenheit für alle: Schaeubles Hürden für Einwanderer, 11 Maerz 2006

http://www.n-tv.de/643457.html

2- A.g.k.

SAYFA BASI


Yazarın diğer yazıları:

Made in Germany
İlk kadın başbakan
Yeni meclis, eski kafa
AB’nin hutbe rahatsızlığı
Utandıran Pano
Doğru yazalım, doğru konuşalım!
Anti-İslam kampanyası
Sömürge Medeniyeti
Milletin parasıyla içki içmek
40 yıl önce 40 yıl sonra
Uyum mu, Kıyım mı?
Zihniyet Krizi
   
SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

Ali Kılıçarslan
İlk kadın başbakan
Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR
Güzel İstanbulumuz şantiye alanı mı olacak?
Şefik Kantar
Her şey hayallerle başlar
Mahmut Aşkar
Mağlubiyet Korkusu
Hidayet Kayaalp
Kasıntı Kütürü
Prof. Dr. Ümit Özdağ
Avrupa Birliği "Faşizmi"
Haldun Çancı
‘Etnik-merkezciliğe’ Karşı ‘Kültürel Görecelilik’
Sebahattin Çelebi
zifirî
Orhan Aras
Bizi Hangi Dünyada Öldürüyorlar Kardeşler
Ayten Kılıçarslan
Almanya yaşlanıyor
Yakup Yurt
İntihar Komondosu Belçikalı Meryem
Mustafa Can
Ben Uyumdan Yanayım, Ya siz..........
Veli Kalli
Gurbette Vatan Sevgisi
Nuran Yelkenci
Bin Aydan Daha Hayırlı Olan, Ramazan Ayı
Hasan Kayıhan
3 Ekim Beyannamesi
Yılmaz Kuzucu
Müstesnalar
Betül Parlar
Hey du...
Fikret Ekin
Türkiye’nin “Sorunu”
M. Ali Aladağ
Almanya Seçimlerini Nasıl Okursunuz?
Şensel Aşkın
Bilginin/Doğruların Etkinliği
Üzeyir Lokman Çaycı
Siyah Çelişkiler
İsmail Tüysüz
Son İki büyük Revulusyonda İstanbul`un Önemi
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bili