·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


  NETYAZI

     Ali Kılıçarslan

 

a.kilicarslan@web.de


Koch’a siyasi ahlak dersi 

Aşağı Saksonya ve Hessen eyalet seçimlerinde seçmenler, siyasi ahlak dersi verdiler. Alman siyasi hayatında dönüm noktası sayılabilecek bu tarihi seçmen dersi, özellikle ortak geleceğimiz açısından büyük önem taşıyor.
Hessen eyaletinde halk, Roland Koch’u (CDU) göçmen karşıtı çağdışı fikirleriyle sandığa gömdü. Fakat, Aşağı Saksonya Eyaleti’nde seçimleri kazanan Christian Wulff’u (CDU) ikaz etmekle yetindi.
Koch ve Wulff, aynı partide görev yapıyorlar ve CDU’nun en üst kademesinde siyasi sorumluluk üstleniyorlar. Aralarındaki tek fark, siyasi ahlak anlayışları: Koch, seçim kampanyalarında genelde göçmenleri, özelde Türkleri seçim malzemesi yaparak oy avcılığı yapıyor. 1999 yılında da çifte vatandaşlık hakkına karşı başlattığı imza kampanyası sayesinde seçimi kazanmıştı.
Koch, son seçim kampanyasında yine insanları “Alman” ve “yabancı” diyerek ikiye ayırıp barış ve huzur içinde yaşayan toplumu birbirine karşı tahrik etti. Münih’te meydana gelen ve hiç kimsenin tasvip etmediği ve asla edemeyeceği insanlık dışı bir saldırıyı, başta Türkler olmak üzere bütün göçmenlere mal etmeye çalıştı. Bunu yaparken de Almanya’nın başka şehirlerinde ve özellikle doğu eyaletlerinde hemen hemen her gün yaşanan şiddet olayları ve ıkrçı saldırılar karşısında sürekli üç maymunları oynadı.
Koch, yabancı karşıtı söylemleri seçim afişlerine bile yansıttı:  “Ypsilanti, Al-Wazir ve komünistleri durdurun”... Böylece, Ypsilanti (SPD), Al-Wazir (Birlik 90/Yeşiller) isimlerinin yabancı olduğu mesajını verip halkı komünistlerden korkutarak oy avcılığına soyundu. Komünistler dediği Sol Parti adayının ismi de bir Alman ismi değil. Çünkü Sol Parti Hessen adayı Hollanda kökenli Willi van Ooyen’dı.
Kısaca Koch, korku ve önyargı üzerine kurguladığı seçim stratejisinin bedelini, hem yüksek oranda oy kaybederek hem de siyasi kariyerini yerle bir ederek ödedi.
Hessen Eyaleti’nde yüzde 12, Aşağı Saksonya Eyaleti’nde yaklaşık yüzde 5,8 oranında oy kaybeden Hıristiyan Demokratlar (CDU), aslında Hessen’de büyük bir hezimete uğradılar.
Hıristiyan Demokratların bu yenilgiden ne kadar ders aldıklarını veya alacaklarını, önümüzdeki seçim kampanyalarında göreceğiz. Fakat, parti içinde seçim stratejisi ile ilgili tartışmalar alevlenerek gün geçtikçe yeni bir boyut kazanıyor.
Aşağı Saksonya ve özellikle Hessen seçim sonuçları çok önemli iki ipucu veriyor.
Bir: Almanya’da insanları etnik kökenlerine, dini inançlarına ve sosyal konumlarına göre sınıflara ayırıp seçim malzemesi yaparak seçim kazanma döneminin sona erdiğini işaret ediyor.
Artık halk, başarısızlığını halkı göçmenlere karşı kışkırtarak örtbas etmeye çalışanları sandıkta cezalandırıyor.
İki: Sol Parti’nin (Die Linke) beşinci siyasi güç olarak batı eyaletlerinde de dengeleri zorlamaya başladığının sinyalini veriyor.
Sol Parti, batıda Bremen’den sonra, Hessen (5.1) ve Aşağı Saksonya (7.1) eyaletlerinde de yüzde beş barajını aşarak üç eyalet meclisine girmeyi başardı. Sırada 24 Şubat 2008’de yapılacak Hamburg Eyalet Meclisi seçimi var. Doğuda zaten güçlü olan Sol Parti, batıda da gücünü hissettirmeye başladı. Artık batıdaki eyalet meclislerinde SPD (Sosyal Demokratlar), CDU/CSU (Hristiyan Demokratlar), Birlik 90/Yeşiller ve FDP (Hür Demokratlar) yanında, bir de Sol Parti gerçeği var. Bu durum, bundan sonraki siyasi yapılanmaları etkileyeceğe benziyor. Ne kadar etkileye(bile)ceği ise özellikle SPD olmak üzere diğer partilerin başarılarına bağlı...
Bütün bu gelişmeler, Almanya’da hem siyasi dengelerin değiştiğini, hem de siyasi ahlak anlayışının ve seçim stratejilerinin de değişmesi gerektiğini gösteriyor.

SAYFA BASI

Yazarın diğer yazıları:

Koch’a siyasi ahlak dersi
Marco Paşa
Oy hakkı sözü ne oldu?
“Almanca'yı Koruma Yasası” mı?
Dönüş düşüncesi
Made in Germany
İlk kadın başbakan
Yeni meclis, eski kafa
AB’nin hutbe rahatsızlığı
Utandıran Pano
Doğru yazalım, doğru konuşalım!
Anti-İslam kampanyası
Sömürge Medeniyeti
Milletin parasıyla içki içmek
40 yıl önce 40 yıl sonra
Uyum mu, Kıyım mı?
Zihniyet Krizi
   
SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

Ali Kılıçarslan
Marco Paşa
Mahmut Aşkar
Nasıl Bir Türkiye?
Ayten Kılıçarslan
Almanya’nın rotası
M. Ali Aladağ
Alman Bastırınca....
Hidayet Kayaalp
Kış Raporu
Osman Seçmez
Dalgalar kıyıya yaklaşmıştır
Sebahattin Çelebi
Sende şarkılar ölür...
Haldun Çancı
Büyük Karara Doğru
Prof. Dr. Berhan Yılmaz
Peygamberi Doğru Anlamak
Yılmaz Kuzucu
Evlenmek mi zor, anlaşmak mı? Veya  neden illa Aile?
Yakup Yurt
Tarihte ve gelecekte kadının yeri
Veli Kalli
Gurbet Çilesi
Nuran Yelkenci
Sen de Haklısın, Sen de Haklısın, Sen de!
Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR
Güzel İstanbulumuz şantiye alanı mı olacak?
Şefik Kantar
Her şey hayallerle başlar
Prof. Dr. Ümit Özdağ
Avrupa Birliği "Faşizmi"
Orhan Aras
Bizi Hangi Dünyada Öldürüyorlar Kardeşler
Mustafa Can
Ben Uyumdan Yanayım, Ya siz..........
Hasan Kayıhan
3 Ekim Beyannamesi
Betül Parlar
Hey du...
Fikret Ekin
Türkiye’nin “Sorunu”
Şensel Aşkın
Bilginin/Doğruların Etkinliği
Üzeyir Lokman Çaycı
Siyah Çelişkiler
İsmail Tüysüz
Son İki büyük Revulusyonda İstanbul`un Önemi
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bili