·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


  NETYAZI

     Ali Kılıçarslan

 

a.kilicarslan@web.de


İlk kadın başbakan

    ANGELE MERKEL, Almanya’nın “ilk kadın başbakanı” olmayı başardı.

    Merkel’in siyasi kariyeri 16 yıl önce başlamıştı: 1989 yılında, “Birleşik Almanya”nın doğum sancıları çektiği bir dönemde, Doğu Almanya’da “Demokratik Uyanış Hareketi”ne katıldı. 1990’da Doğu Almanya'nın demokratik usulle seçilen ilk başbakanı Lothar de Maiziere hükümetinin sözcülüğünü üstlendi ve iki Almanya’nın birleşmesinden sonra Hıristiyan Demokratlar Birliği (CDU) bünyesinde etkin siyasete atıldı.

    Merkel, 1991’da Helmut Kohl kabinesinde Kadın ve Gençlikten Sorumlu Devlet Bakanlığı’na atandı ve CDU'nun genel başkan yardımcısı seçildi.

    Merkel, 1994’de Kohl hükümetinde Çevre Bakanı, 1998’de CDU genel sekreteri oldu. 2000 yılında Wolfgang Schaeuble, adı “bağış skandalı”na karışınca genel başkanlık görevinden ayrıldı. Schaeuble başkanlık görevinden ayrılarak Merkel’in CDU içindeki yükselişine zemin hazırladı ve Merkel 2000’de CDU genel başkanı oldu. Bundan sonra Merkel’in gerçekleştirmek istediği bir hayali kalmıştı: Federal Almanya Cumhuriyeti’nin ilk kadın başbakanı (Şansölyesi) olmak...

    Merkel, başbakan olduktan sonra “Bild” gazetesi ile yaptığı ilk söyleşide, başbakan olabileceğine ne zaman inandığını şu şekilde açıklıyordu: „2000 yılında bir soru ile karşı karşıya kaldım: CDU genel başkanı olmak istiyor musun? Tabi bu arada kendime şu soruyu da soruyordum: İlke olarak başbakan olabileceğine de inanıyor musun? Bu soruyu o zaman ‘evet’ olarak cevaplandırdım.” (1)

    2002 genel seçimlerinde CDU'nun başbakan adayı olamadı, fakat bu arzusunu 2005 genel seçimlerinde gerçekleştirdi. Seçimleri kazanamadı; ancak başbakanlık yarışını kazandı.

    MERKEL, siyasete Kohl’ün yanında başladığı ve sürekli yakınında olduğu için kendisiyle “Kohl’ün kızı” diye alay edildi. Fakat, hiçbir zaman yılmadı. Özellikle Helmut Kohl’den sonra parti içinde büyük bir siyasi kariyer mücadelesi verdi; en zorlu rakiplerini geride bırakarak sonunda hem parti içinde zirveye ulaşan, hem de başbakanlık koltuğuna oturan ilk kadın olarak tarihe geçti.

    Federal Almanya Cumhuriyeti’nin ilk kadın başbakanı olarak Merkel, 22 Kasım 2005’te Federal Meclis’te, göreve başlamadan önce “Tanrı”nın adını zikrederek yemin etti: “Tanrı’nın izniyle gücümü Alman halkının mutluluğuna adayacağıma, onun refahını artıracağıma, ona gelebilecek zararları önleyeceğime, Anayasaya ve federal (ana)yasalara saygı gösterip onları savunacağıma, yükümlülüklerimi titizlikle yerine getireceğime ve herkese karşı adaletli davranacağıma ant içerim. Tanrı bana yardım etsin!” (2)

    Bu ant “Tanrı” ismi zikredilmeden de içilebilir. Schröder, “Tanrı” ismini söylemeden yemin etmişti. Bu da Merkel’in inancına olan bağlılığının göstergesi olarak kabul edilebilir.

    Hatırlanacağı gibi 16-20 Ağustos 2005 tarihleri arasında Köln’de düzenlenen „Dünya Katolik Gençlik Günü“ne katılan Papa 16. Benedikt, ziyaretinin üçüncü gününde politikacıları da kabul etmişti. Anamuhalefet lideri olarak Köln’de Papa’nın huzuruna çıkan Merkel’in görüşmesi medyaya şu şekilde yansımıştı: “Bir Alman Papa ile Alman topraklarında buluşmak çok güzel. Merkel, Papa’ya hükümet değişikliği halinde hıristiyan politika takip edeceği konusunda söz verdi.” (3) 

    MERKEL, bir papaz kızı, eski Doğu Almanya’da yetişti; protestan ve muhafazakar; dünya genelinde beşinci, günümüzde Avrupa'da tek ve Almanya'nın ilk kadın başbakanı...

    Şimdi merak ediliyor: Merkel, başarılı bir başbakan olabilir mi? Prof. Arnulf Baring bu soruyu şöyle cevaplandırıyor: “Konrad Adenauer, Federal Almanya Cumhuriyeti’nin temelini attı, Almanların Batı İttifakı’nda yerini almalarını sağladı. Willy Brandt, Doğu kapısını açtı; Kremlin’deki güç sahiplerinin müsade ettiği ölçüde Sovyetler Birliği ve DDR ile ilişkileri düzeltti. Helmut Schmidt, petrol krizinin ve Kızıl Ordu Fraksiyonu’nun (RAF) şantajlarının üstesinden gelmeyi başardı. Helmut Kohl, birleşme için oluşan tarihi fırsatları kullanarak Almanları yeniden birleştirdi.”

    Bu sıralamada Kızıl-Yeşil (SPD-Birlik 90/Yeşiller) koalisyon hükümetinin başbakanı Gerhard Fritz Kurt Schröder’in ismi yok.

    SCHRÖDER, birçok reformları gerçekleştirdi: Yeni Alman Vatandaşlık Yasası, Göç Yasası, Gündem 2010, eşcinselere evlenme hakkı tanınması vesaire... Elbette, bu reformlar tartışılabilir, bundan sonra da tartışılacak hatta üzerinde düzenlemeler yapılacak. Fakat Schröder’in, Dışişleri Bakanı Joschka Fischer ile Almanya’nın Irak Savaşı’na katılmasını önlemesi, dış polikada büyük bir başarıdır. Ayrıca, Türkiye’nin AB üyeliği için verdiği destek de unutulmamalıdır.

    MERKEL, ne kadar başarılı olabilir?

    “Büyük Koalisyon” daha ilk oylamada “büyük” bir başarı gösteremedi. 614 sandalyeli Federal Meclis’te koaliyon partilerinin (CDU/CSU/SPD) toplam oy sayısı 448. Merkel’e “evet” oyu verenlerin sayısı ise 397’de kaldı. Bu sonuç, koalisyon partilerinden 51 kişinin Merkel’e oy vermediğini, yani ilk oturumda koalisyonunun “fire” verdiğini gösteriyor. Bu durum, sadece muhalefet tarafından değil, siyasi gözlemciler tarafından da koalisyonun tamamen “pürüzsüz” bir şekilde yürümeyeceğinin göstergesi olarak yorumlanıyor.

    BÜYÜK KOALİSYON, “Büyük Almanya”yı hedefliyor; ABD ile ilişkileri güçlendirerek yeniden Avrupa’nın liderliğini üstlenmeyi planlıyor. Merkel hükümeti, hem Federal Meclis’te, hem de Eyalet Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğa sahip. Bu, büyük bir avantaj. Fakat, ülkenin içinde bulunduğu özellikle ekonomik durumu gözardı etmemek gerekiyor: “Bugünü tarihi olarak nitelemek abartılı olmaz. Cumhuriyetin ilk kadın başbakanı, ülkenin ikinci Büyük Koalisyonu’nu yönetmek üzere göreve geliyor. Ama hiçbir şey görüldüğü kadar toz pembe değil: Yeni koalisyon ortakları, birlikteliklerini başka alternatifi olmayan bir mantık evliliği olarak görüyor. Sürekli işsizlik, devlet bütçesindeki açık ve iyice kızışan uluslararası rekabet, yeni hükümetin davranış biçmini belirleyecek. Bu nedenle, ne Merkel’in ne de ekibindeki erkeklerin kendilerini gerçekleştirmeye vakti olmayacak.”(4)

    MERKEL’in hepimizi yakından ilgilendiren iki açıklaması çok önemli: Biri Türkiye’nin AB üyeliği, diğeri Almanya’da yaşayan yaklaşık 3 milyonluk Türk varlığı. İşte Merkel’in açıklamaları: “Sözleşmelere sadık kalacağız. 3 Ekim’de başlayan müzakereler ‘ucu açık’ sürdürülecek. Otomatik olarak tam üyelik garantisi yok.” “Benim hükümetim tüm Almanlar’ın avukatıdır. Benim hükümetim Almanya’da yaşayan tüm yabancıların da avukatıdır.”

    Her şeye rağmen hükümetin başarılı olmasını diliyorum. Çünkü; hepimiz bu ülkede yaşıyoruz; bütün gelişmelerden ve olumsuzluklardan az veya çok etkileniyoruz.

    Bakalım Merkel, hangi icraatları ile tarihe geçecek? 

1- Bild, 25.11.2005
2- Federal Almanya Cumhuriyeti Anayasası, Madde 56: Görev andı
3- http://www.sueddeutsche.de/panorama/artikel/47/58988/

20.08.2005   
4- Münchner Merkur, 22.11.2005

SAYFA BASI


Yazarın diğer yazıları:

İlk kadın başbakan
Yeni meclis, eski kafa
AB’nin hutbe rahatsızlığı
Utandıran Pano
Doğru yazalım, doğru konuşalım!
Anti-İslam kampanyası
Sömürge Medeniyeti
Milletin parasıyla içki içmek
40 yıl önce 40 yıl sonra
Uyum mu, Kıyım mı?
Zihniyet Krizi
   
SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

Ali Kılıçarslan
İlk kadın başbakan
Mahmut Aşkar
Kimliğimin Altı-Üstü
Ayten Kılıçarslan
Almanya yaşlanıyor
Orhan Aras
İnsanlık öldü mü?
Prof. Dr. Ümit Özdağ
Kürtçüler Yalan Söylüyor
Yakup Yurt
İntihar Komondosu Belçikalı Meryem
Mustafa Can
Ben Uyumdan Yanayım, Ya siz..........
Sebahattin Çelebi
kadıköy
Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR
Rumları AB, Kürtleri ABD koruyor...
Veli Kalli
Gurbette Vatan Sevgisi
Şefik Kantar
Davul Tozu, Minare Gölgesi
Nuran Yelkenci
Bin Aydan Daha Hayırlı Olan, Ramazan Ayı
Hasan Kayıhan
3 Ekim Beyannamesi
Hidayet Kayaalp
Ertuğrul Gazi Ve Dursun Fakıh Ve...
Yılmaz Kuzucu
Müstesnalar
Betül Parlar
Hey du...
Fikret Ekin
Türkiye’nin “Sorunu”
M. Ali Aladağ
Almanya Seçimlerini Nasıl Okursunuz?
Şensel Aşkın
Bilginin/Doğruların Etkinliği
Üzeyir Lokman Çaycı
Siyah Çelişkiler
İsmail Tüysüz
Son İki büyük Revulusyonda İstanbul`un Önemi
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bili