A vitaminini unutmayın! Mevsim meyvesi gibisi yok. Strese son vermenin 15 yolu

Kendinizi değil kilonuzu yakın

·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


            
            
SÖYLEŞİLER
 



İçimizden biri şair Ramazan Alp


Turkpartner: Ramazan  ALP  bize  kendini  nasıl  tanıtır?

Alp: 1969  yılının  Ramazan  Ayının  23.  günü   -muhtemelen  Kasım  ayı  ortalarına denk düşüyor-  Adıyaman  ilinin  Gerger  ilçesine bağlı  Ortaca  (Haburman) köyünde  doğmuşum.  Ama  nüfus  kağıdımda  doğum  tarihim  11  Mart  1970  olarak  yazılıdır.

Turkpartner: Çocukluğunuzdan,  okul  ve  gençlik  yıllarınızdan  biraz  bahseder misiniz?

Alp:Çocukluğumun  6-7 yılı doğduğum  köyde  geçti.  Bizim  oralarda  bir  çocuk  yürümeye  ve  konuşmaya  başladımı  eli  iş tutar  demektir. Bu  yüzden her  taşralı  çocuk   gibi  bende  hayvanları  otlatmaya  götürdüm,  değirmene un  taşıdım,  harmanda  çalıştım,  tarlada  hasat  suladım,  bağa  bahçeye  giderek  anne  ve  babama  yardımcı  olmaya  çalıştım.  Aşiret  çocuğuydum.  Kan davaları  psikolojisini  o  yıllarda  tattım.  1976  yılında  ilkokula  doğduğum köyde  başladım.  Aynı  yıl  kan  davası  dolayısı  ile  Diyarbakır  ilinin  Çüngüş  ilçesine  göç  ettik.  ilk  orta  ve  lise  tahsilimin  bir  kısmını   o  şirin  ilçede  bittirdim.  Ilkokul  yıllarımda  aileme  yük  olmamak  için bir  yandan  çalışır  bir  yandanda  okula  giderdim. Ayakkabı  boyacılığından  tutunda  lokantalarda  çıraklığa  kadar  bir  çok  işte  çalıştım. Yaz  tatillerimde  Bursa' da  yaşayan  abimin  yanına  giderek  orada da  çalışırdım.  Ortaokula  başladığımda  babam  bir  dükkan  aç
arak  ticaretle  uğraşmaya  başlamıştı.  Okul  dönüşü  babamın  yanına  gider  ona  yardım  ederdim  derslerimede  dükkanda  çalışırdım.  1988  yılında  ailecek   Bursa'ya  taşındık. Lise  son  sınıfı da Bursa'da  bitirdim. Liseden  sonra  üniversite   sınavını  kazanamayınca özel  yetenek  sınavlarıyla  öğrenci  alan  Uludağ  Ünüversitesi  Eğitim  Fakültesi  Beden  Eğitimi  Öğretmenliği  sınavına  katıldım.  Aynı  zamanda  Ahmet  Vefik  Paşa  Tiyatrosu  Özel  Yetenek  Sınavlarına da  girdim.  Daha sonra  O  dönemlerede  yürürlükte  olan  LİMME  (Lise  Mezunlarına  Meslek  Edindirme  Projesi)  çerçevesinde  bir  yıl  elektronik  bölümünde  okudum  ertesi  yıl  puanım  Anadolu Ünüversitesi  Açık  Öğretim  Fakültesi'ne  ancak  yetti  ve oraya  devam  ettim.  Sonrasını  sizinde  bildiğiniz  gibi  gurbetçiler  kervanına  katıldım.

Turkpartner: Gazeteciliği  unuttunuz!

Alp:Evet  gazetecilik te  yaptım.  Halen de  gazetecilik  yapıyorum  sayılır.  Gazeteciliğe  Bursa'da  başladım.  Bir gün  'Yeni kurulacak bir dergiye  muhabir aranmaktadır'  diye bir ilan okudum.  Müracaat  ettim  ve  kabul  edildi.  Böylelikle gazeteciliğe  başlamiş  oldum.  Birkaç röportaj  yaptım.  Daha  sonra  Almanya'ya gelince ilk yuva bildiğim  Aktüel'de  köşe  yazarlığına  başladım.  Ulusal basın ve medyada da  ek  iş  olarak  gazetecilik  yaptım.  Ancak  çok  stresli  ve  çok  zaman  harcama
k  gerektiği  için  kendi  isteğimle  bundan ayrıldım. Daha sonra gelen ısrar ve teklifleride geri çevirdim.

Turkpartner: Şairliğinizin  yanı  sıra  arastırma  yazılarınızın  olduğu  bir  çok  okuyucumuz tarafından da  biliniyor. Biraz  o  yazılarınızdan bahsetseniz.

Alp:Ben  aslında  fikir  yazılarına  daha  çok  ağırlık  veriyorum.  Araştırma  yazılarım  çok  azdır.  Onlarda  güncel  konular  ile  ilgili  derlenip  toparlanmış  bilgilerden  oluşmakta.  Ama  şiir  üzerine  yazdığım  yazıları  kastediyorsanız  şöyle  cevaplayabilirim;  şiir  deryasında  edindiğim  izlenimleri  kendi  fikirlerimle  yoğurarak  yazdığım  yazılardır.

Turkpartner: Şiirlerinizde  cezaevinde  yattığınız  anlaşılıyor.  Yoksa  sizde  şiir  okuduğunuz  içinmi  tutuklandınız?

Alp:Hayır,  hayır...  Cezaevine  girişim;  Yarı  siyasi,  yarı delikanlılık  havası  içeren lise yıllarıma  rastlar.  O  yaşlarda  bir  kaç  günde  olsa  cezaevi  hayatını  gördüm.  Çıktıktan  sonrada  üç-dört  aylık  sürgün  hayatı  yaşadım.  Zaman zaman  hayatımın  bu  kesitlerini  içeren  şiirlerim  var.

Turkpartner: Şiire  nasıl başladınız?

Alp:Okumayı  çok  seven  bir  insandım.  Talebelik  yıllarımda  Türk  Edebiyatı'nın  hemen hemen  bütün   hikaye  ve  roman  yazarlarının  eserlerini  büyük  bir  zevkle  okurdum. Daha ilkokul  5. sınıfta  iken  hikayeler  yazmaya  başlamıştım. Lise  yıllarım da  şiirle  tanıştım.  İlk  şiirimi  Divan  Edebiyatı  Şairi  Fuzuli'den  etkilenerek  yazmıştım.

Turkpartner: Hikayeleriniz  ne  oldu, yarımmı  bıraktınız?

Alp:Zaten  ilk  hikayelerimdi.  Acemilik  esinlenme  içiçeydi.  Şiire  başlayınca hikayeleri  bir  kenara  iterek  yazmaz  oldum.  Artık  şiirle  yatıp  şiirle  kalkar  olmuştum.

Turkpartner: Her şairin  ilham  aldığı,  anlatmak  istediği  konular  vardır.  Siz  nerelerden  ilham  alıyorsunuz,  şiirlerinizde  hangi  konulara  ağırlık  veriyorsunz.?

Alp:Şiirin konusu  içerigi  zaman ve  mekana  göre  değişir.  Tarihlerde de  hep böyle  olmuştur.  Bugün  hiç  bir  şair  çıkıp  İstiklal  Marşı'nı  yazamaz vaya Çanakkle  Şehitliği'ni  yazacak  tarih  yok.  Burdan  hareket  edersek  şiirin  ilhamının  zaman  ve  mekan  içerisinde değiştiğini  hemen  anlarız.  Ben  ilk  şiirlerimde  kendi  hayatımdan  kesitleri  konu edinirdim.  İlham  öyle  geliyordu da  diyebiliriz.  Daha  sonraları  toplumsal  olayları  yazmaya  başladım.  Mesela  'Budur  Hallarım'  şiirinde  bir  dönem   Almanya'da  doruğa  ulaşan   ırkçılık konusunu  ele  almışımdır.  Veya  'Çocuklarım'  şiirinde  çocuklarım  olmaması na rağmen  çocuklarımızın  düştüğü  çelişkileri  konu  edinmişimdir. Ama  şiirlerimin ana teması  gurbet,  hasret,  özlem  ve  aşktır.

Turkpartner: Bir  şair  için  en  zor aşamalardan  biri  olan  ilk  şiir  kitabınız  "Dünya'ya  Farklı  Bakış"  yayınlandı.  Biraz  ilk  kitabınızdan bahsetsek.

Alp:Hani   daha  olgunlaşmamış  ham  meyvalar  vardır.   Onları  tatmaya  kalktığımızda  tatları  bir  başkadır. Ne  tam  acıdır  nede  tam  tatlıdır..  Ben  ilk  şiir  kitabımıda  bu  ham  meyvalara  benzetiyorum.  Henüz  olgunlaşmamış  şiirin  mesajını  tam  olarak algılayamamış  acemi  bir  şairin  ilk  şiir  denemeleri  olarak  değerlendiriyorum.  Elbette  kitabın  içerisinde  bugün  bile  yazamayacağım  çok  güzel  şiirler  var.  O  döneme  damgasını  vuran  'Anam'  şiir  var.  Ancak  hepsini  toplasak  yinede  yetersiz  olduğuma  inaniyorum.

Turkpartner: Anne  üzerine  yazılmış  çok  şiirleriniz  var.  Bunlardan  çoğuda  ödül  almış  şiirler.  Babalar  kıskanıyor!  Baba  teması  üzerine şiirler yazmıyormusunuz?

Alp:Tabiki  yazıyorum.  ilk  kitabım da  bir kaçtane  var  ikinci  kitabımda da  olacak.  ilk  baba  şiirini  cezaevine  düştüğümde  babamın  adliyede ki  hali  karşısında  ' Bakma  Sen Kollarımda ki  Kelepçelere'   şiiriyle  yazmıştım.  'Bir  Adam'  ve  en  son  olarak  'Haberini  Aldım'  şiirleri  baba  şiirlerinin  bir  kaçıdır.

Turkpartner: Sizce  şiir  nedir?  Niçin  şiir  yazıyorsunuz?

Alp:Bence  şiir:  duygu  birikimi  ve  ruh  halinin  yazıya  geçme  biçimidir.  Duygu  birikimimi  ve  ruh  halimi  şiir  ile  yazıya  aktarıyorum.  Bütün  şairler  için aynı  şeyler  geçerli  olsa  gerek.

Turkpartner: Almanya'da  yayınlanan  çeşitli  şiir  yarışmalarına  katıldığınızı  ve   ödüller aldığınızı  biliyoruz.  Aldığınız  ödüllerden  bahsedebilirmisiniz?

Alp:1996  yılında  hasret  ve  gurbet  içerikli  'Anam'  şiiri  ile   Aktüel  dergisinden  birincilik  ödülü,  1997 de   ırkçılık  temasını  işlediğim  'Budur  Hallarım'  şiiriyle ATİB  (Avrupa  Türk  İslam  Birliği) den  birincilik  ödülü,  1998 de  cennet  ülkemizin  ve  insanlarımızın  hallerini  konu  edindiğim  'Memleketim'  şiiriyle  Öztürk Gazetesi'nden  üçüncülük  ödülü,  yine  1998 de  gurbeti  işlediğim  'Öyle  Bildiğin  Gibi  Değil'  şiiriyle  Arkadaş  Gazetesi'nden  ikincilik  ödülü  ve 1999 da da hasret,  gurbet  ve  ana  sevgisi  konulu  'Nur  Yüzlüm'  şiiriyle  Birlik Gazetesi'nden birincilik ödülü  olmak  üzere  şiir dalında  toplam  5  ödül  aldım.

Turkpartner: Fotoğraf  dalında ki  ödüllerinizi  saymıyor musunuz?  Bu  arada  fotoğraf  çalışmalarınız  ne  durumda?

Alp:1999  yılında  Baesweiler  Türk  Kültür ve  Sosyal  Derneği'nin  düzenlediği Türkiye'de  Çekilmiş  Fotograflar  Yarışması'nda  'Akşam  Güneşi'  konulu  fotoğrafımla  üçüncülük  ödülü  aldım.  Katıldığım  bir  başka  yarışmada ise  ödül alamadım.  Fotoğrafları  hobi  olarak  çekiyorum.  Kendimi  bildim  bileli  güzel  manzaraları  çekerim.

Turkpartner: Şiir  yazarken  özel  bir  ilgi  gösteriyor musunuz?

Alp:Her  şair  şiirlerine  özel  bir  ilgi  gösterir.  Şiir  duygu  birikimi  ve  ruh  halinin yazıya  geçme  biçimi  olduğuna  göre  şiirde  duygu  ve  ruhun  canlanması  gerekir.  İçi  boş  şiir  hiç  bir  anlam  ifade  etmez.  Şiir  okuyan  okuduğu  şiirde  duygulanmalı,  sevinmeli,  gülümsemeli,  hatta  ağlayabilmelidir.   Bir  bakıma  şiire  Ahmet  Haşim'in  hayal  gücünü Yahya  Kemal'in  duygu  yükünü,  Mehmet  Akif  ve  Necip  Fazıl'in  gerçekçilik  yönünü  az da  olsa  yüklemeyi  becermek  lazım.  Şunu da  unutmamak  gerekir,  her  şairin  bir  ilhamı  vardır  o  geldiğinde  içinde  duyguyu,  hayali  gerçekçiliği  beraberinde getiriyordur. İlham   şairin  özel  bir  ilgi  gösterme  yükünü hafifletiyor.

Turkpartner: Kimlerden  etkilendiniz?  Kimi  örnek  aldınız?

Alp:İlk  şiirimde  Divan  Edebiyatı  Şairi  Fuzuli'den  etkilendiğimi  biraz  önce  belirtmiştim.  Edebiyat-i  Cedide  (Servetifünun) cilerden  Tevfik  Fikret,  Milli  Edebiyat'çılardan  Mehmet  Akif  Ersoy,  Ahmet  Haşim,  Yahya  Kemal  Beyatlı,  Cumhurriyet  Dönemi  Edebiyatı   Garipçiler  ve  İkinci  Yeniler  akımlarının  başlıca  temsilcilerin  den Ahmet  Hamdi Tanpınar,  Cahit  Sitkı  Tarancı,   Orhan  Veli  Kanık,  Necip  Fazıl  Kısakürek,  Nazım  Hikmet,  Cahit  Külebi,  Cemal  Süreyya  Sezai  Karakoç,  Ahmed  Arif  ve  Arif  Nihat  Asya   çokça  okuduğum  şairlerdendir.  Dolayısı  ile  muhakkak  bu  şairlerin  tesirinde  kaldığım  olmuştur.  Ancak  şiir  gün  geçtikçe  kendini  yenilemektedir.  Şimdilerde  yeni  bir  şiir  akımının  varlığını  unutmamak  gerekir.  Artık  kendi  yolumu  bulduğuma inanıyorum. Ama  beni  en  çok  etkileyen  Halk  Edebiyatı  şairleri  olmasına  rağmen  onlar kadar  kalıcı  şiirler  yazabildiğimi  zannetmiyorum.

Turkpartner: Neden  Halk  Edebiyatı?

Alp:Halk  Edebiyatı;  hiç  bir  edebiyatın  tesirinde  kalmamış,  süslü  kelimelerden arınmış, yalın,  sade  bir  Türkçeyle  sadece  halkın  sorunlarını  yine  halkın anlayabileceği  bir  dille  yazan  bir  edbiyattır. Yani  halkın  kendi  edebiyatıdır. Zaten  halk  edebiyatı  şairlerine  baktığımız  zaman  yüzyıllar  sonra bile  şiirleri okunuyor.  Aşık  Veysel,  Yunus  Emre,  Mevlana,  Karacaoğlan,  Köroğlu,  Pir  Sulatn  Abdal  yüzyıllardır  okunuyor  ve  yüzyıllar  boyu  daha  okunacaklarına  inanıyorum.

Turkpartner: İkinci  kitabınızın  hazırlığı  içerisinde  olduğunuzu  duyduk.  Bize  ikinci  kitabınızla ilgili  neler  söylemek  istersiniz.

Alp:İkinci  kitabımı  yaklaşık  bir  yıldır  bittirdim.  Neredeyse  üçüncü  kitabı da  bitirmek  üzereyim.  Ancak  ikinci  kitabım  henüz  basılmadı.  Malum  Almanya'da yayın  evleri  parmakla  gösterilecek  kadar  azdır.  Bende  Türkiye'den  uzaklardayım. Bu yüzden  yayın  evleriyle  yakın  ilişkiler  kurmakta  zorluklar yaşıyorum.İlk  kitabım  gibi  kendi  imkanlarımla da  bastırmak  istemiyorum.  Fırsat  bulur  kendimi  İstanbul  Cağaloğlu'na  atarsam  kitabımı  basacak  bir  yayınevi  bulacağıma  inanıyorum.

Turkpartner: Türk  Milleti  şiiri ve şairi  severdi.  Batı  Avrupa  Türkleri´nde de bu  böyle mi?  Siz  nasıl  düşünüyorsunuz?

Alp:Biz  şair  bir milletiz.  Şiir  ve  şaire  olan  sevgimiz  bu  özelliğimizden  kaynaklanmaktadır.  Edindiğim  izlenimler  kadarıyla  Batı  Avrupa  Türkleri  az  okumalarına  rağmen  şiire  halen  değer  veriyorlar.  Özellikle  gurbet,  hasret,  memleket,  ana-baba  sevgisi  konulu  şiirleri  okurken  veya  dinlerken  yüreklerinin  liflerine  dokunulduğunu  hissediyorum,   birçoğunun  gözlerinin  nemlediğine  şahit  oluyorum.  Bu  demektirki    şiir  biz  gurbetçilerin  halen  ilgisinde  olan  bir  yazın  türü.

Turkpartner: Yunus  Emre  sade  arı  Türkçesiyle  Anadoluya  yerleşme  yıllarında  insanlara  yol  göstermiştir.  Bugün  onu  okuyup  anlayabildiğimiz  gibi  hala  ona  ihtiyacımız  var.  Günümüzün  Batı  Avrupalı  Türkçe  yazan  şairleri,  yazarları  bu günleri  sıkıntısı  ve  mutluluğu  ile  daha  sonraki  yıllara  aktarabileceklerine inanıyormusunuz?  Yarınlara  yeni  umutlar  veriyorlarmı?  Yapılan  çalışmalar, verilen  eserler  bu  konuda  yeterlimi?

Alp:Tıpkı  Anadoluya  yerleşme  yıllarında ki  gibi  Bugün de  Avrupaya  yerleşme  yıllarını  yaşıyoruz.  Bu  yerleşme  dönemlerinde ki  sıkıntıların  mutlulukların ilerideki  yıllara  aktarılacağından  hiç  kuşkum  yok.  Zira  Avrupa da  yerleşmeye  çalışan  toplumumuzun  her  alanda  seçkin  kalemlerinin  olduğunu  hepimiz  biliyoruz.  Ancak  şu  anda  çok  eksiklerimiz  bulunmakta.  Mesela  roman, hikaye,  masal,  şiir,  yada  yaşanılan  sıkıntıları  yazan  insanların  yazdıklarını  yayınlayacak  yayınevleri  çok  az.  Dolayısı  ile  bu  sıkıntı  ve  mutlulukların  ilIeriki  yıllara  yansıması  gecikeceğe  benziyor.

Turkpartner: Batı  Avrupa  Türk  Edebiyatı'nda  şiir  dalında  kendine  bir  yer  bulmaya  çalısan  Ramazan  ALP,  günümüz  insanının  yaşadığı  problemler  karşısındaki  durumlar  ile  ilgili  neler  söyler?

Alp:Beynimizi  kiraya  verdiğimiz  ideoloji  efsunundan  kurtararak hayata  tarafsız  gözlerle  bakmasını  öğrenmeliyiz. Gözlüklerimizi  çıkararak   bir  birimizi  sınırsızca  sevmeli,  yüzümüzdeki  maskeleri  söküp  atmalıyız.  Samimi  olmalıyız,  eylemlerimiz  ve  söylemlerimiz  birbiriyle  paralellik  arzetmeli... Bunları  becerebilirsek  bu  coğrafya da  üstesinden  gelemeyeceğimiz  hiç  bir  sorunun  olacağına  inanmıyorum.  Bunların  yanı  sıra  bu  coğrafyada  yaşayan  diğer  toplumlarla  kaynaşmaya  çalışmalıyız.  Bizler  artık  bu  coğrafyada  misafir  değil, kalıcıyız.  Dün  gurbet  olan  bu  coğrafya  bugün  vatan  olmuştur.  Bunun  için kendi vatanımız  gibi  bir  yandan  haklarımızı  ararken  biryandan da  uyum gösterip  birlikte  yaşamalıyız.


SAYFA BASI

Mahmut Aşkar
Bu Vebal Kimin?
Bilgiye muhtacız, bilge başımızın tacı... Lâkin arınmış, durulmuş bilgi ve arındıran bilge! Devam
Yakup Yurt
14 ŞUBAT SEVGİLİLER GÜNÜ VE 3S KURALI…
Gül-diken bütününde esas olan güldür.
Devam
Hidayet Kayaalp
OYNAMADAN GÜLEBİLMEK
„Gülelim-oynıyalım“  şeklinde deyim üreten belki de az millet bulunur yeryüzünde. Devam
Ali Kılıçarslan
TÜRKİYE GÖÇ VAKFI
Göç hareketi yarım yüzyıllık bir süreçten sonra, özellikle göç edilen ülkelerde yeni bir boyut kazanmıştır. Devam
Ozan Yusuf Polatoğlu
Bitlis’de 5  Minare  İsviçre’de 4 Minare
İsviçre’nin Müslümanların yaşamadığı çok kenar çevrelerden yüksek oranda minareye hayır oyları çıkmış, yoksa minareyi çok başka bir şey mi sanıyorlar fıkradaki gibi… Devam
Muhsin Ceylan
Eğitim masallı uyum yalanları...
Günümüzdeki uyumla alakalı sıkıntıların sebeplerinin mevcut kanun ve uyugulamalar olduğunu Sayın Bakan bilmez mi? Devam
Leman Kuzu
SEVGİ  ZAMANI!..
SEVGİ  İNSANLARA VERDİĞİNİZ SÜRECE SEVGİDİR...   Devam
Yakup Tufan
GÖÇMENLER VE UYUM MECLİSLERİ
Almanya’da gerçekleşmesi arzu edilen gerçek bir uyum, ançak -gerçek bir demokratik hak- ve -eşitlik ilkesi- ile elde edilebilir. Devam
Orhan Aras
KIRMIZI GÜL
Ama hangimiz şimdiye kadar güzel öğütlere kulak vermişiz ki? Hangimiz bile bile hayatımızda pişmanlıklar yaşamamışız ki?
Devam
Prof. Dr. Hacı Duran
İsrail'in Arapları, Ermenistan'ın Türkleri
Türkiye ile Ermenistan'ın Zürih Protokolü çerçevesinde yeni bir süreci başlatması, barış adına iyi bir gelişmedir. Devam
M. Ali Aladağ
Kötüler ve İyiler
Adam doğan güneşe sırtını çevirdi, batacak güneşten yana yüzünü döndü. Devam
Üzeyir Lokman  Çaycı
Bu adam senin baban
Ay yıldızlı bayraklar da yıllar sonra yine devletin asil güçleriyle birlikte bölgede yerlerini almışlardı. Devam
Ayten Kılıçarslan
Köpekler ve İnsanlar
Hepimiz farklı zaman ve mekânlarda keşke dedik. Hem de bir defa değil binlerce kez söyledik…
Devam
Nurdoğan Aktaş
Türkçe Konuşulan Yerler İstanbul’dur
Tofiq Abidin
RAŞİT DEMİRTAŞ a  UĞURLU YOL
İsmail Tüysüz
BİZDEN ÖNCE MASALLARIMIZ GELMİŞ
Doğan Tufan
Bizans Oyunlarına dikkat