A vitaminini unutmayın! Mevsim meyvesi gibisi yok. Strese son vermenin 15 yolu

Kendinizi değil kilonuzu yakın

·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


            
            
SÖYLEŞİLER
 


 

Dr. Ayyub Köhler ile bir söyleşi

Turkpartner: Almanya'daki müslümanların geleceğini nasıl görüyorsunuz? İslamiyet'in tanınmasıyla ilgili ümit var mı?

Dr. Ayyub Köhler: Bir müslüman olarak, İslamiyet ve müslümanların geleceği ile ilgili beyanda bulunmak, bana, Allah'a karşı gelmek, gibi geliyor. Geleceğimiz Allah'ın himayesindedir. Biz sadece, elimizden gelen herşeyin en iyisini yapmakla mükellefiz. Bunun için de imtihan edileceğiz. Ve tabii ki, bizden sonraki nesillerimiz için, inançlarımız doğrultusunda, onların istikballerini vicdanen rahat edebileceğimiz bir şekilde hazırlamalıyız.

Müslümanların Alman Devleti ile olan ilişkilerinin açıklığa kavuşması, bunların başında gelir. Alman Anayasası, devlet v e dini birimleri birbirine rakip olarak görmez. Almanya'da devlet ile kilise (din) işleri birbirinden ayrı olduğu için, "Devlet Dini" veya "Devlete Göre Din" yoktur. Devletin, (bazı devletlerde olduğu gibi), din üzerinde baskı yapacak, hatta ortadan kaldıracak kadar da bir gişimi söz konusu olamaz.

Almanya'da kanun hazırlayıcılar, bilhassa "3.Reich"dan Nazi Diktatörlüğü zamanına kadar, kilise ve devlet arasındaki sürtüşmeleri de dikkate alarak, tarihi tecrübeler ışığında ve liberal siyasi düşünce sisteminden hareket ederek, din ile devlet münasebetlerini; homojen, karşılıklı ilişkilerde dengelerin korunmasını sağlayan, bir çerçeveye oturtmayı başarmışlardır. Değerler, tarafların dünya görüşü ile bağlantılı olarak tarif edilmiş ve o günden beri de geçerliliğini koruyor. Değer ölçülerine dayalı münasebetler, dini ve siyasi kuruluşların yer aldığı daire içinde gerçekleşir. Bu daire içinde devletin yer alması, söz konusu olamaz! Çünkü, Almanya'da devlet değerleri dikte ettiremez; zira, anayasnın 4.maddesine göre; devlet, din (Kilise) ile siyasi merciler arasında tarafsız kalmak zorundadır. Yani, devlet, dini kuruluşlarla siyasi kuruluşları, toplumun potensiyel değerleri, olarak kabul etmek mecburiyetindedir.

Almanya'da din, köşesinde sessizce ibadetini yapanlara ait olandan çok, kamuoyunu yakından ilgilendiren bir şeydir. Devlet okullarında 'İslam Din Dersi'nin Okutulması gibi önemli meselelerin çözümü; sadece, eğer İslamiyet veya müslümanlar, Alman Anayasası'na göre, "Dini Cemaat" olma özelliğini kazanırsa mümkündür. Tabii ki, İslamıyet "din" olarak tanınmaktadır. Fakat, Alman Devleti nezdinde -şimdilik, yukarıdaki çerçevede- muamele görmemektedir. İslamiyet'in, Alman Devlet Sistemi'ne entegre olması, gibi bir durum söz konusudur.
Fakat, İslamiyet, Hıristiyanlık'ta olduğu gibi, bir yapılanma tanımıyor. Hedef, İslam'a ters düşmeyecek bir "Dini Cemaat" formülünü bulmaktır.

ZMD, hukuki olduğu kadar da siyasi olan bu mesele üzerinde yoğun bir çalışma yapmaktadır.
İlk adım, ZMD'nin hazırladığı "İslam Charta"(İslam’ın belli-başlı kuralları) ile devletin ve kamuoyunun önüne çıkmak oldu. İslami kurallar çerçevesindeki sorumluluğumuzdan hareketle, topluma ve devlete karşı yükümlülüğümüzü yerine getirirken, işbirliğine hazır olduğumuzun teklifini de böylece yapmış olduk.

Turkpartner: Bildiğiniz gibi Almanya'da 3,2 milyon civarında müslüman yaşıyor. Karşılıklı önyargılar, müslüman-hıristiyan diyaloğunun arzu edilen seviyede gerekleşmesini engelliyor.  Bu konuyla ilgili görüşleriniz lütfen?

Dr. Ayyub Köhler: Müslümanlarla hıristiyanlar arasında münasebet, genellikle hiristiyanların kökü tarihe dayanan misyonerlik faaliyetleri ve şiddet kullanmaları sebebiyle sıkıntılı olmuştur. Avvrupa, korkunç dünya savaşlarının ardından, siyasi müesseselerini devreye sokarak, diyaloğu geliştirmiş ve birçok anlaşmazkları da bu sayede başarılı bir şekilde çözmüştür. Hemen aklıma, KSZE ve Komünist Doğu Bloku'nun çöküşü geliyor. Mesela, Hıristiyanlık'la İslamiyet arasında güvenilir bir köprü kurulmasına vesile olan Papa'yı düşünüyorum, ve tabii Almanya'daki müslüman/hıristiyan diyaloğunun başarısını da. Dindar insanlar olarak hepimiz aynı gemideyiz.

Diyalogla ilgili problemleri önceden kestirmek mümkün değildir. Bu karşılıklı güvensizlikten kaynaklanmaktadır. Güvensizlik ve korku ise, bizi hüsrana uğratır. O halde, sadece güvensizlik değil, korku da yenilmelidir. Hıristiyan-İslam diyaloğu ve Hıristiyan-Yahudi diyaloğunun beraberce gerçekleştirilememesi de beni düşündürmektedir.

Üçlü diyalog; ikili diyaloğun tıkandığı yerde, bir çıkış yolu olabilir, kanaatini taşıyorum.

Turkpartner:
Almanya'daki en büyük azınlığı Türkler oluşturmaktadır. Bildiğiniz gibi, bunlar arasında birbiriyle rekabet halinde olan çok sayıda islami üst kuruluşlar var. Bu konuyla ilgili, tesbitleriniz ve teklifleriniz ?

Dr. Ayyub Köhler: Bu konuyla ilgili, Türklere akıl veren birisi olma, yetkisini kendimde görmüyorum. -Belki, yanlış bir intiba da edinmiş olabilirim-,  Türklerin kendi aralarında birçok  meseleleri olduğunu dikkatle takip ederken, dini iyi savunma konusundaki inandırıcılıklarını yitirmelerinden korkuyorum.

Bir müslüman olarak, onların islami sağduyularına seslenmek istiyorum: Avrupa'da çok zor şartlarda ve hatta tehlikeli bir ortamda yaşıyoruz. Onun için, tozlanmış gönül aynalarımızı, -Gazali'ce konuşabilmek için- parlatmamız lazım ve kalplerimizin milliyetçilik ve ırkçılıktan arındırılması şarttır.

İslam ilmini iyi öğrenmek, Kuran'ın manasını ve vermek istediği mesajı anlayabilmek, konusunda daha çok gayret gerektiği kanaatindeyim. Ancak bundan sonra, ciddiye alınır bir güç olabiliriz, düşüncesindeyim.
Türkler şayet kendi aralarında anlaşırlarsa, liderliği (Din Temsili konusunda) ellerine almalarını da yanlış buluyorum. Çoğunluğa göre orantı hesabı yaparak, 'Temsil Yetkisi' bizde olmalıdır, düşüncesini de doğru bulmuyorum

. Burada ölçü, İslam'ı en iyi temsil yetkisine sahip müslüman, olmalıdır. Değişik kuruluşların temsilcileri, en azından, hayati önem arz eden meselelerde birlik sağlamalıdırlar.

Bunun için de, herşeyden önce müslümanlarda bir zihniyet değişikliğine ihtiyaç vardır.O noktaya gelene kadar da epey mesafe katedilmesi gerekiyor. Şimdiden küçük adımlarla da olsa yola koyulma zamanıdır. Elimizden gelenin en iyisini yapalım ve Allah'a güvenelim.

Turkpartner: Muhterem Hacı Ayyub Bey, bizi evinize davet ettiniz, kendi ellerinizle pişirdiğiniz  ve pek de lezzetli olan taze fasulye yemeğinizi yedik. Bize zaman ayırarak, çeşitli konularda sorularımıza, tecrübeleriniz ve yaşadıklarınızın ışığında, detaylı cevaplar verdiniz.
Efendim, size ve ailenize sağlık ve afıyetler Cenab-ı Allah'tan niyaz ediyoruz. Teşekkür ederiz.


SON




SAYFA BASI

Mahmut Aşkar
Bu Vebal Kimin?
Bilgiye muhtacız, bilge başımızın tacı... Lâkin arınmış, durulmuş bilgi ve arındıran bilge! Devam
Yakup Yurt
14 ŞUBAT SEVGİLİLER GÜNÜ VE 3S KURALI…
Gül-diken bütününde esas olan güldür.
Devam
Hidayet Kayaalp
OYNAMADAN GÜLEBİLMEK
„Gülelim-oynıyalım“  şeklinde deyim üreten belki de az millet bulunur yeryüzünde. Devam
Ali Kılıçarslan
TÜRKİYE GÖÇ VAKFI
Göç hareketi yarım yüzyıllık bir süreçten sonra, özellikle göç edilen ülkelerde yeni bir boyut kazanmıştır. Devam
Ozan Yusuf Polatoğlu
Bitlis’de 5  Minare  İsviçre’de 4 Minare
İsviçre’nin Müslümanların yaşamadığı çok kenar çevrelerden yüksek oranda minareye hayır oyları çıkmış, yoksa minareyi çok başka bir şey mi sanıyorlar fıkradaki gibi… Devam
Muhsin Ceylan
Eğitim masallı uyum yalanları...
Günümüzdeki uyumla alakalı sıkıntıların sebeplerinin mevcut kanun ve uyugulamalar olduğunu Sayın Bakan bilmez mi? Devam
Leman Kuzu
SEVGİ  ZAMANI!..
SEVGİ  İNSANLARA VERDİĞİNİZ SÜRECE SEVGİDİR...   Devam
Yakup Tufan
GÖÇMENLER VE UYUM MECLİSLERİ
Almanya’da gerçekleşmesi arzu edilen gerçek bir uyum, ançak -gerçek bir demokratik hak- ve -eşitlik ilkesi- ile elde edilebilir. Devam
Orhan Aras
KIRMIZI GÜL
Ama hangimiz şimdiye kadar güzel öğütlere kulak vermişiz ki? Hangimiz bile bile hayatımızda pişmanlıklar yaşamamışız ki?
Devam
Prof. Dr. Hacı Duran
İsrail'in Arapları, Ermenistan'ın Türkleri
Türkiye ile Ermenistan'ın Zürih Protokolü çerçevesinde yeni bir süreci başlatması, barış adına iyi bir gelişmedir. Devam
M. Ali Aladağ
Kötüler ve İyiler
Adam doğan güneşe sırtını çevirdi, batacak güneşten yana yüzünü döndü. Devam
Üzeyir Lokman  Çaycı
Bu adam senin baban
Ay yıldızlı bayraklar da yıllar sonra yine devletin asil güçleriyle birlikte bölgede yerlerini almışlardı. Devam
Ayten Kılıçarslan
Köpekler ve İnsanlar
Hepimiz farklı zaman ve mekânlarda keşke dedik. Hem de bir defa değil binlerce kez söyledik…
Devam
Nurdoğan Aktaş
Türkçe Konuşulan Yerler İstanbul’dur
Tofiq Abidin
RAŞİT DEMİRTAŞ a  UĞURLU YOL
İsmail Tüysüz
BİZDEN ÖNCE MASALLARIMIZ GELMİŞ
Doğan Tufan
Bizans Oyunlarına dikkat