A vitaminini unutmayın! Mevsim meyvesi gibisi yok. Strese son vermenin 15 yolu Kendinizi değil kilonuzu yakın
·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  DÜNYA  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  SÖYLEŞİ  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  





























Almanya İslam Konseyi Başkanı İle Söyleşi

Değerli okuyucular, Almanya’daki müslüman azınlığın önde gelen kuruluşlarından birisi olan Almanya İslam Konseyi (İslamrat) Başkanı Ali Kızılkaya’ya son gelişmeleri sorduk. Almanya Müslümanları Koordinasyon Konseyi (KRM)’yi oluşturan dört çatı kuruluştan birisi olan Almanya İslam Konseyi, Federal Almanya İçişleri Bakanlığı’nın düzenlediği II. İslam Konferansı’na davet edilmedi. Sayın Ali Kızılkaya’ya, bir önceki İslam Konferansı’nda müslüman azınlık olarak ne elde edildi diye sorduğumuzda;

“Bir önceki İslam Konferansı’nda bir şey kazanıldığını söylemek zor, ancak bazı yanlışlara engel olduk.” demesi, aslında (bize göre) hiçbirşey elde edilemediğinin itirafıydı. Şimdi aşağıdaki sorularımıza aldığımız cevaplarla sizleri başbaşa bırakıyoruz.

Sayın Kızılkaya, önce okuyucularımıza kuruluşunuz hakkında kısa bilgi verir misiniz?

Ali Kızılkaya:
Almanya İslam Konseyi (İslamrat), Almanya’daki İslami kuruluşları bir çatı altında toplayarak bir birlik oluşturmak niyeti ile 1985 kurulmuştur. Ortak hareketle Müslümanların haklarını korumak ve kamuoyuna karşı temsil etmek gayesi ile oluşmuştur. Çatısı altında 30 kuruluşla hizmet vermektedir

Bir önceki hükümet dönemindeki İçişleri Bakanı Wolfgang Schaeuble’nin başkanlığında hayata geçirilen “İslam Konferansı”na siz de kuruluş olarak katıldınız. Katedilen mesafe, elde edilen netice var mı?

Ali Kızılkaya:
2006 yılında Alman hükümeti geç kalinmiş bir diyaloğu baslatmıştır. O güne kadar devlet, Müslümanları ve onların temsilcilerini direkt olarak muhatap alıp bir diyaloğa girmemişti. Bu açıdan bir dönüm noktasıydı İslam Konferansı.
Dönemin İçişleri Bakanı Sayın Schäuble’nin, “Müslümanlar Almanya’nın bir parçasıdır” demesi, yabancılara yönelik Almanya siyasetinin en önemli ifadesi idi. Bu bir başlangıç olduğu için önemli idi ancak ne getireceğini zaman gösterecekti.  
Olayın kendisi önemli idi. Müslümanların kabulü açısından bir ilk adım atılmıştı. Ancak sürecin ve konferansın kendisi maalesef bu ümitlendirici beyanların içini doldurmaya müsait değildi. Başta konuşulacak konuların tamamı bakanlık tarafindan tek taraflı tespit edildiği gibi, katılımcılar da tek taraflı olarak bakanlık tarafindan tespit edilmişti. “İslam Eleştirmenleri”nden, “İslam Karşıtları”na kadar özel şahıslar davet edilmişti. Buna sürekli itaraz ettik ancak bakanlık bu itirazlarımızı maalesef dikkate almadı.  Konferansın katılım listesi ve konular Müslümanların ihtiyacını gözeten bir yapıda değildi ve güvenlik endişesi ağır basıyordu. Bu da Müslümanlara yaklaşım açısından son derece düşündürücü ve önyarılı bir yaklaşımdı.

Müslüman azınlığa bu süre zarfında temsilcilerimiz ne kazandırdı, hangi haklarını alabildi?

Ali Kızılkaya:
Ancak bu ilk defa yapılıyordu ve devletin Müslümanarla diyalog talebi, bir şans olarak değerlendirilmesi gereken bir hamle idi. Bir şey kazanıldığını söylemek zor. Ancak kanaatimce bazı yanlışlara engel olduk.
Almanya federal bir devlet olduğundan, verilmesi muhtemel birçok haklar eyaleter yetkisinde olduğu için bu konferans saadece tavsiye kararları alabilirdi.

Sözkonusu konferansın sonuç bildirgesinin bazı maddelerine itirazınız olmuştu. Onlar hangileriydi ve niçin itiraz şerhinizi koydunuz?

Ali Kızılkaya:
Almanya’daki “entegrasyon sorunları” adeta dindarlıktan, müslümanlıktan kaynaklanıyormuş gibi yaklaşımlar vardı. Biz bunlara itiraz ettik. Ayrıca  Tarif edilmemiş kavramlarla Müslümanların “Alman Değerlerine” tabii olması gibi beklentiler formüle edildi. Oysa bunun tarifi yok. Onun için bu çok yanlış ve haksız bir taleb idi. Kaldı ki ortak kural yalnız anayasa olabilir ve biz bunu herzaman söyledik. Öyledir de...

Bu hükümetin de “İslam Konferansı”nı başlatmak üzere olduğunu basından öğrendik. Fakat daha başlamadan, özellikle sizin kuruluşunuz etrafında koparılan bir fırtına var: Siz, Almanya İslam Konseyi (İslamrat) olarak müslüman azınlık temsilcileri ve hükümet arasında başlayacak toplantılara neden davetli değilsiniz?

Ali Kızılkaya:
Önceki İslam Konferansı’nda haksız talepler karşısındaki kararlı tavrımız organizatörleri rahatsız ettiğini düşünüyorum. Bundan dolayı bize “dondurulmuş” üyelik teklif ettiler. Kendimizin içinde olamadığı kararlara ortak olamayacağımız için biz de, “dondurulmuş” üyeliği kabul etmedik ve çekildik.

En son KRM’nin istişare toplantısından çıkan kısa açıklamayı nasıl okumak lazım; aranızda bir dayanışma olmayacak gibi?

Ali Kızılkaya:
Konferansın yapısı ve Müslümanların beklenti ve itiyaçlarını gözetmeyen  yapısından dolayı KRM, 19.03.2010 tarihli açıklamasında konuyu nihai bir değerlendirmeye tabii tutacağını ve bilahare karar vereceğini ifade etti. Konularda kendinizden emin ve kararlı olursanız, muhatabınız sizin hesaba katılması gereken taraf olduğunuza inanır. Ümit ediyorum ki, nihai karar tüm Müslümanalrın yararına olur.

Bütün bu gelişmelerin ışığında, Almanya’daki müslüman azınlığın genel durumu sizce hangi düzeydedir?  Hangi önemli meseleler çözüm beklemekte ve siz geleceği nasıl görüyorsunuz?

Ali Kızılkaya:
Müslümanların en önemli meselesi birlik ve beraberliktir. Bugüne kadar birçok anayasal haklarımızdan istifade edemiyoruz. Örneğin diğer dini cemaatler ile eşit statüyü bir türlü vermek istemiyorlar. Mesela bugün Almanya´da 800 000 (sekizyüz bin) Müslüman ögrenci İslam din dersi alma hakkına sahip olmakla birlikte bu haktan mahrum. Siyaset sürekli ayak sürterek engeller çıkartmaktadır. Buna benzer bir çok konu var.

Eğitim sorunu çok önemli... Eğitim düzeyimiz entelektüel kalitemizi belirleyecektir. Müslümanlar olarak birçok alanda dışlanmalara maruz bırakılıyoruz. Almanya’da bazı eyaletlerde anayasanın eşitlik ilkesi gözardı edilerek öğretmenlere başörtü yasağı uygulanırken, diğer dinlere istisnalar tanınmaktadır.

Sorunları sıralamak yerine sağlam bir birlik ve beraberliğe ihtiyacımız var. Birlikte hareket eden güçlü bir toplum olduğumuz zaman, sorunlarımızı çözme kabiliyetimiz de artacak ve devlet de bizi toplumun bir parçası görerek daha ciddiye alacağına inanıyorum.

Ali Bey, söyleşimize zaman ayırdığınız için teşekkür ederim.

Mahmut Aşkar

 

Mahmut Aşkar

Bu Vebal Kimin?
Bilgiye muhtacız, bilge başımızın tacı... Lâkin arınmış, durulmuş bilgi ve arındıran bilge! Devam

Yakup Yurt

14 ŞUBAT SEVGİLİLER GÜNÜ VE 3S KURALI…
Gül-diken bütününde esas olan güldür.
Devam

Hidayet Kayaalp

OYNAMADAN GÜLEBİLMEK
„Gülelim-oynıyalım“  şeklinde deyim üreten belki de az millet bulunur yeryüzünde. Devam

Ali Kılıçarslan

TÜRKİYE GÖÇ VAKFI
Göç hareketi yarım yüzyıllık bir süreçten sonra, özellikle göç edilen ülkelerde yeni bir boyut kazanmıştır. Devam

Ozan Yusuf Polatoğlu

Bitlis’de 5  Minare  İsviçre’de 4 Minare
İsviçre’nin Müslümanların yaşamadığı çok kenar çevrelerden yüksek oranda minareye hayır oyları çıkmış, yoksa minareyi çok başka bir şey mi sanıyorlar fıkradaki gibi… Devam

Muhsin Ceylan

Eğitim masallı uyum yalanları...
Günümüzdeki uyumla alakalı sıkıntıların sebeplerinin mevcut kanun ve uyugulamalar olduğunu Sayın Bakan bilmez mi? Devam

Leman Kuzu

SEVGİ  ZAMANI!..
SEVGİ  İNSANLARA VERDİĞİNİZ SÜRECE SEVGİDİR...   Devam

Yakup Tufan

GÖÇMENLER VE UYUM MECLİSLERİ
Almanya’da gerçekleşmesi arzu edilen gerçek bir uyum, ançak -gerçek bir demokratik hak- ve -eşitlik ilkesi- ile elde edilebilir. Devam

Orhan Aras

KIRMIZI GÜL
Ama hangimiz şimdiye kadar güzel öğütlere kulak vermişiz ki? Hangimiz bile bile hayatımızda pişmanlıklar yaşamamışız ki?
Devam

Prof. Dr. Hacı Duran

İsrail'in Arapları, Ermenistan'ın Türkleri
Türkiye ile Ermenistan'ın Zürih Protokolü çerçevesinde yeni bir süreci başlatması, barış adına iyi bir gelişmedir. Devam

Mehmet Ali Aladağ

Kötüler ve İyiler
Adam doğan güneşe sırtını çevirdi, batacak güneşten yana yüzünü döndü. Devam

Üzeyir Lokman Çaycı

Bu adam senin baban
Ay yıldızlı bayraklar da yıllar sonra yine devletin asil güçleriyle birlikte bölgede yerlerini almışlardı. Devam

Ayten Kılıçarslan

Köpekler ve İnsanlar
Hepimiz farklı zaman ve mekânlarda keşke dedik. Hem de bir defa değil binlerce kez söyledik…
Devam

Nurdoğan Aktaş

Türkçe Konuşulan Yerler İstanbul’dur

Tofiq Abidin

RAŞİT DEMİRTAŞ a  UĞURLU YOL
 

İsmail Tüysüz

BİZDEN ÖNCE MASALLARIMIZ GELMİŞ

Doğan Tufan

Bizans Oyunlarına dikkat