A vitaminini unutmayın! Mevsim meyvesi gibisi yok. Strese son vermenin 15 yolu

Kendinizi değil kilonuzu yakın

·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   



Hipertansiyon hastası sigarayı mutlaka bırakmalı
 
Yüksek tansiyon şikayeti olan kişilerin günde iki kadehten fazla içki içmemeleri, fazla kilolarını vermeleri, düzenli egzersiz yapmaları, aşırı tuzdan kaçınmaları, bol su tüketmeleri öneriliyor.

Prof. Serap Erdine, yüksek ve düşük tansiyonun normal sınırlarını şöyle açıkladı: “Normal tansiyonun bugün için kabul edilen değerleri 140 mm cıva büyük tansiyon veya tıp dilinde sistorik kan basıncı diyoruz. Bu değerin üzerinde olması. Veya 90 mm cıva diastorik kan basıncı veya küçük tansiyon dediğimiz, 90 mm cıvanın üzerinde olması.”
       “Tabi ki bir kez ölçüldüğünde yüksek bulduk veya bir heyecan sonrası yüksek bulduk. Hekim yanına gelindiğinde yüksek bulunabilir. O zaman hemen hipertansiyon hastası tanımını koymuyoruz.” diyen Prof. Erdine, farklı zaman aralıklarında yapılan en az iki ölçümde bu değerlerin üzerinde olmasının yüksek tansiyon olarak nitelendirildiğini söyledi. Prof. Erdine oynak hipertansiyonu da şöyle açıkladı: “Mutlaka günün her saatinde de yüksek bulacağız diye bir koşul yok. Günboyu oynamalar gösterebilir, bazı kişilerde. Bunu da oynak hipertansiyon olarak veya sınırda hipertansiyon olarak isimlendiriyoruz.”
       
BEYAZ ÖNLÜK SENDROMU
       “Beyaz önlük sendromu ve beyaz önlük hipertansiyonu, hekimin yanında veya bir hemşire tarafından tansiyonu, kan basınçları ölçülürken, normal değerlerin üzerinde bulunmasıdır” diyen Prof. Serap Erdine, “Yapılan çalışmalar bu kişilerin ileriki dönemlerde eğer gerekli önlemleri almazlarsa, o zaman bir hipertansiyon hastası olabileceklerini düşündürüyor. Ayrıca genellikle bu kişilerin kan yağlarında da yükseklik var. Olumsuz kan yağlarında da yine yükseklik görülmüş, çok sık olarak. O nedenle sadece hekim yanında yüksek görüldü, nasıl olsa diğer zamanlarda benim tansiyonum normal deyip, gerekli önlemleri almamak doğru değil” şeklinde konuştu.
       
HİPERTANSİYONUN BELİRTİLERİ
       Hipertansiyon hastalarının çoğunlukla bir başka hastalık nedeniyle hekime başvurduğunu hatırlatan Prof. Erdine, en sık rastlanan belirtilerin enseden başlayan baş ağrısı veya başta dolgunluk hissi olduğunu söyledi.
       Prof. Serap Erdine, diğer belirtiler konusunda şu bilgileri verdi: “Görmede bir bozukluk olabilir. Başdönmesi olabilir. Göğüste bir baskı hissi, bir sıkıntı hissi, çok idrara çıkmak.. Veya vücudun bir yarısında uyuşma hissi olabilir. Tek taraflı bir uyuşma hissi, güç kaybı ki bu en istemediğimiz sonucudur hipertansiyonun. Ama bu belirtilerin diğer başka hastalıklarda da görülebileceğini gözardı etmemiz gerekir.”
       
TANSİYONU YÜKSELTEN FAKTÖRLER
       “Hastalarımızın yüzde 95’inde biz esas nedeni bilmiyoruz” diyen Prof. Erdine, geri kalan yüzde 5 konusunda şunları söyledi: “Bir böbrek hastalığına bağlı olabilir. Veya bir kalp hastalığına bağlı olabilir. Hormonal bir hastalığa bağlı olabilir. Ama yüzde 90-95 oranında hastalarımızda oluşumu kolaylaştıran etkenler var. Bunların başında kalıtım geliyor. Ailesinde, anne, baba veya dayı, teyze, hala, amca gibi yakın akrabalarında kan basıncı yüksekliği olan kişilerde çok daha sık olarak görüyoruz. Bir diğer neden şişmanlık. Kilolu kişilerde çok daha sık olarak görülüyor. Sigara içilmesi yine önemli bir etken. Bunun dışında kan kolesterol düzeylerinin, kan yağlarının yüksek olması zaman içinde damar sertliğine yolaçıyor. Ve damar sertliği ve hipertansiyon içiçe giden bir olay. En önemli nedenlerden bir tanesi yine aşırı tuz alımı olabilir. Ama her hastada değil. Ancak hastalarımızın yüzde 20’si aşırı tuza duyarlı. Stres yine önemli bir etken. Aşırı gergin kişilerde, en küçük olayları sorun eden kişilerde çok daha sık olarak ortaya çıkabiliyor. Aşırı alkol alınması da yine önemli bir etken.”
       Hipertansiyon hastalarının, durumlarını saplantı haline getirmemelerini öneren Prof. Serap Erdine, “kontrolünü de mutlaka bir hekime başvurarak yaptırsınlar. Çünkü bunu çoğu hastamızda görüyoruz. Sabah akşam tansiyonlarını ölçüyorlar. Ve bir saplantı halinde ne zaman indi ne zaman çıkacak diye. Bundan kesinlikle vazgeçsinler” dedi.
       Evde tansiyon ölçümlerinin saplantı haline gelmediği sürece önerilebileceğini belirten Prof. Erdine, bu cihazlar konusunda şunları söyledi: “Bilekten ölçüm cihazları bazı hastalarda doğru sonuçlar vermiyor. Koldan ölçülen otomatik cihazlarda hastanın kendisinin sıkmaması gerekiyor. Çünkü elini sıkma hareketi, kalbine dönen kan miktarı arttığı için kan basınçlarında ilave bir yükseklik oluyor.”
       
TEK HARF ÇALIŞMASI
       Türk Kardiyoloji Derneği’nin yaptığı Tek Harf Çalışması’na göre her 5 kişiden birinde yüksek tansiyon hastalığına rastlandığını söyleyen Prof. Serap Erdine, “ne yazık ki hipertansiyon tam olarak kontrol edilebilen bir sağılık sorunu değil” dedi. Durumun gelişmiş ülkelerde de farklı olmadığının altını çizen Serap Erdine, “gelişmiş ülkelerde de yüzde 20 oranında hipertansiyon görülüyor. Ve bu hastaların ancak yüzde 50’si hipertansiyonu olduğunun farkında. Ve yüzde 33’ü de düzenli olarak ilacını kullanıyor” dedi.
       
HANGİ SORUNLARA YOL AÇIYOR?
       Hipertansiyonun zaman içinde damar sertliğini hızlandırdığı ve kalbi besleyen ince kılcal damarlarda daralmalara, tıkanıklıklara yolaçarak kalp krizlerine neden olabildiğini söyleyen Prof. Erdine, beyin kanamaları veya beyin damarlarındaki tıkanıklıklar ile böbrek hastalıklarının da, istenmeyen sonuçlar olduğunu belirtti.
       
CİNSİYET VE YAŞIN ROLÜ
       Hipertansiyonun 45-50 yaşlarına kadar, menapoz yaşına kadar, kadınlarda daha az, erkeklerde daha fazla görüldüğünü belirten Prof. Erdine, “Ama menapoz yaşından sonra, kadınlarda ve erkeklerde eşdeğer sıklıkta görülmekte. Zaman içinde yaş ilerledikçe, damar sertliği sürecinin artmasına bağlı olarak hipertansiyon çok daha sık olarak görülüyor. Yüzde 20 oran, yüzde 50’lere ulaşabiliyor ileri yaşlarda” şeklinde konuştu.
       
STRES ÇOK ÖNEMLİ FAKTÖR
       Stresin önemli bir etken olduğunu belirten Prof. Erdine, “Çünkü stres sırasında vücutta adrenalin dediğimiz tıp dilinde ve diğer hormonlar salınıyor. Ve damarlarda aşırı bir büzülmeye neden oluyor. Bu da kan basıncını yükseltiyor” dedi.
       
GÜNDE NE KADAR TUZ?
       “Normalde günde 4-5 gram civarında tuz tüketebiliriz” diyen Prof. Serap Erdine, Türkiye’nin bazı bölgelerinde aşırı tuz tüketimi olduğunu söyledi. “Fast food denilen gıdalarda ve çerezlerde çok fazla tuz olduğunu hatırlattı. “Hastaların yüzde 20’si tuza duyarlı” diyen Prof. Erdine, bu kişilerde 4.5-5 gramın üzerine çıktığında riskin başladığını belirtti.
       
İLAÇSIZ TEDAVİ MÜMKÜN MÜ?
       “Hafif hipertansiyonu dediğimiz, kan basıncı yükseklikleri 160-90 mm cıvanın altında olan kişilerde ilaçsız tedavi zaman zaman yapabiliyoruz” diyen Prof. Serap Erdine, hipertansiyon hastalarının almaları gereken önlemleri şöyle sıraladı: ” Hastalarımızın koruyucu önlemleri yaşam boyu izlemeleri gerekiyor. Bunların başında kilolularsa kilo vermeleri, sigara içiyorlarsa mutlaka ve mutlaka bırakmaları gerekiyor, aşırı alkol almamaları gerekiyor. Günde en fazla iki kadeh içki içebilirler. Kişi, ben bütün hafta boyunca içmedim, hafta sonu keyif için arkadaşlarımla içeyim, diyebilir. Bunu kesinlikle yapmamalarını öneriyorum. Çünkü, ertesi günü kan basınçlarında kontrol altına alamadığımız yükselmeler görülebiliyor. En yardımcı olaylardan bir tanesi düzenli olarak egzersiz yapmaları. Ülke olarak son derece şanslıyız. Rahatlıkla yüzebilirler, yürüyebilirler. Haftada en az üç gün, ortalama 20 dakika. Bu, 10 dakika sabah olabilir, 10 dakika akşam üzeri olabilir. Ve kendileriyle ve başkalarıyla yarışmadan rahat bir şekilde, düzenli yürüyüş, yüzme veya tenis gibi sporlarla kan basınçları kontrol altına alınabilir.”
       
İLAÇ TEDAVİSİ
       Hipertansiyonun yaşam boyu tedaviyi, ilaç alınmasını gerektiren bir sağlık sorunu olduğunu söyleyen Prof. Serap Erdine, çoğu hastanın ‘Ben her sabah kalkıp ilaç alacak mıyım, ilaca bağımlı mıyım’ diye yakındığını hatırlatarak şunları söyledi: “Ne yazık ki bugünkü bilgiler ışığında böyle. Nasıl, yüzünü yıkıyor, saçını tarıyor herkes, hipertansiyon hastası kalktığı zaman da doğal bir şekilde ilacını alabilir. Ama tek doz kullanılan ilaçlar çok daha tercih ettiğimiz ilaç grupları.”
       
İLAÇLARIN YAN ETKİLERİ
       Serap Erdine hipertansiyon ilaçlarının yan etkileri konusunda şu bilgileri verdi: “Ne yazık ki, bazı ilaçlar bazı hasta gruplarında yan etkilere yolaçabiliyor. Ama biz bunu hastalarımızda yine çok görüyoruz. İlk yaptıkları iş, ilacın prospektüsünü çıkarıp, yan etkileri okumak. Ama o yan etkiler mutlaka her hastada görülecek diye bir olay söz konusu değil. Her 100 hastadan 1 kişide de bu yan etki görülebilir. Ve o yan etkilerin hepsi, altalta, tüm dünyada da böyle prospektüslerde yeralmak zorunda. O nedenle bu yan etki bende görülecek mi, diye, psikolojik olarak da zaman zaman bu yan etkileri hissedebiliyorlar. Ama yan etki çıktığında o ilacı kişinin kendisinin bırakması yerine, hekimine başvurarak, ben bu gibi bir yan etki görüldü diye, söylemesi çok daha sağlıklı. Çünkü her yan etki bizim tedaviyi kesmemizi gerektiren bir yan etki değil. Hekime danışmak zorunda.”
       
HASTALARIN EN SIK YAPTIKLARI HATALAR
       En önemli yanlışın, hastaların kendi kendilerine ilaç almaları olduğunu söyleyen Prof. Serap Erdine, şu bilgileri verdi: “Yani bir hekime başvurmadan, arkadaşından, bir eczaneden veya basında okuduğu bir ilacı alıyorlar. Sağlık Muhabirleri Derneği’nin basınla ilgili çalışmalarından sonra bu tip haberler yeralmamaya başladı. Sözlü ve yazılı basına da burada teşekkürü gerçekten bir borç biliyorum. Hipertansiyona ve kalp hastalıklarına verdikleri önemden... En önemli yanlış kişinin kendisinin kullanması ya da doktorun başlattığı tedaviyi kendisinin bırakması. Halbuki, bu tip uzun süreli tedavilerde hekimiyle görüşmesi gerekiyor.”
       
GEBELİK VE HİPERTANSİYON İLİŞKİSİ
       Gebeliğe bağlı tansiyonda oynamalar olabileceğini hatırlatan Prof. Erdine, şöyle konuştu: “Ya gebeliğin ilk üç ayında ortaya çıkabilir veya son ayında ortaya çıkabilir. Veya tam doğum sırasında hipertansiyon ortaya çıkabilir. Önceden hipertansiyonu olan bir kişi gebe kalabilir mi? Rahatlıkla gebe kalabilir, belirli tetkikleri yapıldıktan sonra. Ancak kilo almamaları gerekli, hipertansiyonlu gebelerimizin. Ve sadece bir kadın doğum uzmanı tarafından değil, yine bir hipertansiyonla ilgilenen bir uzman tarafından kadın doğum uzmanıyla işbirliği içinde çok sıkı takip altında rahatlıkla gebeliklerini sürdürebilirler. Gebelik sırasında belirli ilaç gruplarının doğacak bebek üzerinde son derece olumsuz etkileri var. O nedenle daha önceden kullanmakta olduğu ilaçları, mutlaka hekimine başvurarak değiştirmeli.”
       
NASIL BESLENMELİ?
       Serap Erdine hipertansiyon hastalarının beslenmelerine dikkat etmeleri gerektiğini söyleyerek şunları önerdi: “Beslenmede en çok dikkat edeceğimiz, mümkün olduğu katı yağlardan zengin gıdaların kısılması.Tereyağ, margarin gibi yağların kesinlikle tüketilmemesi gerekiyor. Sıvı yağlar, zeytinyağı, ayçiçek yağı gibi... Kırmızı et haftada iki gün yenebilir. Daha çok balık, tavuğun beyaz eti, sebze, meyve gibi gıdalarla beslenilmeli. Bir de bütün gün aç kalıp, akşam büyük öğün yememeli. Normal üç öğün şeklinde beslenmelerine dikkat etmeleri gerekiyor. Aşırı tuzdan kaçınılmalı... Beslenmede gerçekten alkol de önemli bir etken. İki kadeh, iki ölçü ki bu bütün içkiler için geçerli. İki kadeh rakı olabilir, iki kadeh şarap olabilir, iki bardak bira olabilir. Rahatlıkla tüketebilirler. Ama bunun üstüne çıkmamaları gerekiyor.”
       Su tüketiminin minimum 1.5 litre olması gerektiğini belirten Prof. Erdine, “tabi ki, sadece su şeklinde değil. Meyva suları, sulu meyveler, ki kavun karpuz çok rahatlıkla bulabildiğimiz meyveler. Bu şekilde de sıvı tüketimi artırılabilir” dedi.


SAYFA BASI

Mahmut Aşkar
Eğrisine Doğrusuna Sarrazin
Nurdoğan Aktaş
O Bayrakları Kim Çıkaracak?
Prof. Dr. Hacı Duran
Örümcek Ağı ve Yargı Gücü
Yakup Yurt
O Bayrakları Kim Çıkaracak?
Orhan Aras
Kutsal Anadolu Topraklarında
İbrahim Selamet
İyilik Köprüsü SAKVA
Muhsin Ceylan
Zirveden görünenler
 ve bir istifa
Nuran Yelkenci
Ne Mutlu Türküm Diyene!..
Ozan Yusuf Polatoğlu
Cumhuriyet Halk Partisi
Ayten Kılıçarslan
Almanya ‘artık vatan’ mı?
S. Semih Sedef
Yitik hayatlar...
Hidayet Kayaalp
Mumla eriyen umutlar
Hayrettin Çakmak
İkinci yirmiyedi, beşinci Cuma
Yılmaz Kuzucu
İyiye değişim ve beyinlerde haraket
M. Ali Aladağ
Alman Medyasındaki İslam
Üzeyir Lokman  Çaycı
Şehirlerleşme ve etkinleşmeler
Haldun Çancı
Gizlenen Gerçek Atatürkçülük ve Savunucularına Ödettirilen Bedeller
Hasan Kayıhan
Bizim "Diaspora" Show
Ali Kılıçarslan
Oy hakkı sözü ne oldu?
Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR
Gelin TV kanallarımızın son durumunu birlikte irdeleyelim
İsmail Altıntaş
Diaspora ve Kimlik
Osman Seçmez
Hayatın gerçek adı: SU
Şefik Kantar
Papa radikallere koz verdi
Fikret Ekin
Yine İnsan
Prof. Dr. Ümit Özdağ
Türkiye'nin En Büyük Sorununa Cevap
Prof. Dr. Berhan Yılmaz
Peygamberi Doğru Anlamak
Prof. Dr. İbrahim Ortaş
Şiddet ve Eğitim Sitemimiz 1
Sebahattin Çelebi
Şimdi....
Veli Kalli
Sorunumuz Kuş Gribi Değil
Mustafa Can
Bayram Gelince Bir Şeyler Olur Bana Canım....
İsmail Tüysüz
”Avrupa’nın Anası Anadolu” Konferansına İlgi Büyüktü
Erhan Türbedar
Kosova’ya İki Yeni Bakanlık Devrediliyor (?)
Serdar Çelebi
Fransa olayları ve Avrupa’da ‘Yeni Irkçılık’
Yakup Tufan
Fransa’nın İmajı
Betül Parlar
Hey du...
Şensel Aşkın
Bilginin/Doğruların Etkinliği
Halil Gülel
Gerçek Güzellik
Dr. Nebil Bozdoğan
Botox zehir mi ilaç mı?
Sizden Biri
Sen neymişsin be abi?
Alperen Çelik
Yeni Vietnam IRAK
İsmail Altıntaş
İslâm Dininin Engellilere Sağladığı Kolaylıklar
Latif Çelik
Ayný acýyý duyanlar en samimi olanlardýr
Dr. Nebil Bozdoğan
Kozmetik cilt tedavisi amaçlı lazer uygulamaları
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç